kadir's profileBÜYÜKASLANPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
BÜYÜKASLANdeniz_52_81@hotmail.com |
||||||||||
M@T€M@T!K :)Matematiğe merakı olan arkadaşlar, lütfen aşağıdaki soruyu çok dikkatle inceleyiniz ve hemen cevaba bakmayınız !!! Bu sorunun çözümü vardır ve göründüğü kadar da zor değildir. Ayrıca herhangi bir kelime oyunu da içermemektedir. Soru :
Çözüm aşağıda yazıyor.mause'u basılı tutarak boş alanda gezdirin sonuç orada! HADİ KOLAY GELSİN Çözüm: U£TR@S£@NSeyirci değil.........T A R A F T A R... Kendine değil..............C İ M B O M ’ A... H@Y@TT@NAKTİF DEĞİL BUNAK Adamin biri evlenmeye karar vermis ama yasi 75,evleneceği Kiz da 22.
AZRAİL Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. '40 seneden daha fazla yaşayacağımı söylemiştin. İNSAN NELERDEN ETKİLENİR
Ali en ön sırada oturuyor. Öğretmen Ahmet Bey sorar: -"İnsan nelerden etkilenir?" Öğrencilerden biri; -"kahve", der. Öğretmen onaylar ve sorar: -"başka?" -"alkol" tamam der öğretmen, "baska?" Ali atılır: -"çıplak kadın !!!" Öğretmen afallar. -"bak Ali ", der, "sana ceza veriyorum, sınıf ortamında uygun olmayan sözler sarfettiğim için öğretmenim bunu 100 kere yazmamı benden istedi diye yaz ve bunu babana imzalat, yarın bana getir", der. Ertesi gün olur. Ali bu sefer sınıfın en son sırasında oturmaktadır. Ahmet öğretmen sınıfa girer ve Ali'nin yerini değiştirdiğini hemen farkeder. -"Ali neden en son sıraya geçtin, hem söyle bakayım cezanı yazıp babana imzalattın mı?" diye sorar. Ali: - "evet öğretmenim", der. Öğretmen: - "peki baban ne dedi? Ali: - "babam dedi ki, eğer bir erkek çıplak bir kadından etkilenmiyorsa kesin İbnedir ve ondan uzak durmak gerekir", dedi yarın da konuşabilirdik' deyince annesi de 'rahatsız mı ettim oğlum?' dedi. Hayatta geri alınamayacak iki önemli şeyden biri zaman, diğeri de söylenen sözdür... Eflatun'a iki soru sormuşlar. Birincisi; "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir?" Eflatun tek tek sıralamış: - Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne varki çocukluklarını özlerler... - Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, sonra sağlıklarını geri almak için para öderler... - Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar... - Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler... Sıra gelmiş ikinci soruya; "Peki sen ne öneriyorsun ?" Bilge yine sıralamış: - Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır... - Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil "en az şeye ihtiyaç duymaktır". Genç adamın biri, Dermiş babasına her gün; 'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi' Baba, itiraz eder, Olmaz öyle çok dost, hakikisi belki bir, belki iki, Fazlasını bulamazsın gerçek,hakiki. Devam eder durur konuşma..... Aralarında başlar bir tartışma, Karar verirler bir sınava, Dostun hakikisini anlamaya... Bir akşam bir koyun keserler, Ve koyarlar çuvala. Baba der ki oğluna, 'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'. Çuvaldan kanlar damlamakta, Sanki öldürmüşler de bir adamı, Koymuşlar çuvala, Dıştan böyle sanılmakta. Delikanlı sırtlar çuvalı, Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı. O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı, Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına, Almaz içeri arkadaşını, Böylece tek tek dolaşır delikanlı, Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını!!!! Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır. evlat geriye döner. Ama içten yıkılır... Babasına dönerek; haklıymışsın baba der. Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana. Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim. Hadi, çuvalı alda bir kere de git ona. Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar. Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar... Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir. O dost, delikanlıyı alır hemen içeri. Geçerler arka bahçeye. Bir çukur kazarlar birlikte, Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, Üzerine de serpiştirirler toprak. Belli olmasın diye dikerler sarımsak... Genç adam gelir babasına; 'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca, Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha. Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga, Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi. Sonra gel olanları anlat bana. Genç adam, aynen yapar babasının dediğini, Maksadı anlamaktır dostun hakikisini, babasının dostuna istemeden basar iki tokadı! Der ki tokadı yiyen DOST; 'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada!!!!! Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli... Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı... Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı... Dost dediğin; fanatik olmalı; Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli. Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, Ve ağladığında, seninle ağlamalı... Ama hepsinden daha çok; Dost matematiksel olmali; Sevinci çarpmalı... Üzüntüyü bölmeli... Geçmişi çıkarmalı... Yarını toplamalı... Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı... Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı... İşi bitince seni bir tarafa atmamalı MEVLANA ÖmÜr DeDiĞiN 3 GüNdÜr; dÜn GeLdİ GeÇtİ YaRıN MeÇhuLDüR, eLiNdE KaLaNsA SaDeCe BuGüNdÜr. :) H@Y@TI T€RST€N Y@$@M@K (:Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir. Şüphesiz ki yaşamı
tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.Nasıl mı ? Camide uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içerisinde,
herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve
tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz. Yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.Torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor,
aylık veya 3 ayda bir maaşınızı alıyorsunuz.
Ne güzel hazır maaş, hazır ev...
Altmışlı yaşlara kadar her şey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün
size Hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve
altın kol saati veriyor patronunuz... ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan
tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz.
Herkes karşınızda el pençe divan...
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor, herşey fevkalade...
Aman ne güzel günler başlıyor... Derken Bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
Bu arada Babanız ortaya çıkmış, 'fazla çalıştın' diyor' artık eve dön,
işi bırak, okumaya başla, harçlığın benden olsun...'
Keyfe bakar mısınız ?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.
Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor.
Partiler, Diskotekler, Kızların sayısı artıyor.
Derken Anne ve Babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor,
araba kullanma derdi de yok artık...
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar,
'evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna' diyorlar...
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar,
hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken Anneniz bir gün size saat verme kararını alıyor
ve baksa bir keyifli dönem başlıyor.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok,
bir kordondan besleniyor, sıcacık, yumuşacık,
gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde müthiş bir olayla
hayatınız bitiyor....
DÜNY@ 100 K!$!£!K ß!R KÖY O£S@YDI Dünya nüfusunu, mevcut halkların nispetlerini muhafaza ederek, 100 kişilik bir köy kadar küçültebilseydik
bu köy şöyle olacaktı:
30'u Hıristiyan ,
70'i Hıristiyan olmayan,
Şimdi şunları göz önünde bulundurun:
500 milyon insandan daha iyisiniz.
3 milyar kişiden daha iyi bir şansa sahipsiniz.
Dünyadaki insanların % 75'inden daha zenginsiniz.
Dünyanın en imtiyazlı % 8'i arasındasınız.
Veya......
T€R@Z! Elementi : Hava
Özelligi : Doğrucu Yönetici Gezegeni : Venüs Metali : Bakır Uğurlu Günü : Cuma Uğurlu Sayısı : 6 Uğurlu Taşı : Opal Uğurlu Renkleri : Açık pembe, mavi, turkuaz Uğurlu Çiçekleri : Unutma beni, pembe krizantem, pembe gül Uğurlu Kokuları : Gardenya, yasemin, orkide Uğurlu Müzik : Romantik parçalar En Belirli Özelligi : Saygı En Büyük İdeali : Mükemmel dostluk En Büyük Hatası : Kendini beğenme En Büyük Arzusu : Değerinin bilinmesi En Büyük Yeteneği : Ticaret ve alışveriş TERAZİ ERKEĞİ
Terazi Burcundan doğan erkeklerin çok üstün tarafları bulunan kimseler olduğunu tahmin edersiniz tabii. Bu burçdan doğan erkek zevkli, özelliklere düşkün, hislere değer veren, dürüst, dengeli, iyi niyetli, kibar, adil, hoş bir tiptir.
VERİLEN SÖZLER
Bu erkek dürüst ve adildir. Verdiği sözleri tutmaya da özellikle dikkat eder. Karşılık olarakda sizden aynı şeyleri bekliyecektir. Ona söz verdikden sonra caymanız, bunu unutacağını sanmanız veya önemsememeniz çok kötü netice verir. Ayrıca sözlerinize de dikkat etmeniz
gerekiyor. Bu erkek küfürden, bağırmakdan, sertlikden hiç hoşlanmaz. Böyle bir hareketiniz hemen kaçmasına yol açar. Bu yumuşak sesli, sakin
tavırlı erkeğin his yönü çok kuvvetlidir. Onun daima tatlı sözlere ihtiyacı vardır. Sözleriniz güzel, manalı, etkili, ince olmalıdır. Terazi
burcundan doğan erkek iyi bir eğitim almasa bile güzel konuşmasını bilir.
EN BEĞENİLEN ERKEK
En beğenilen erkeklerin Terazi burcunda doğduklarını belirtelim. Bu hisli, güzelliğe düşkün, aşka önem veren tip, kadın ruhundan çok iyi anlar. Bu burçta doğanlarda çapkınlık dikkati çeker.
KAFA
Bu erkek, güzelliklere hayran ve konuşmasını bilen bir kadına bağlanabilecek bir tiptir. Onun yanında daima huzurlu, neşeli, sakin, güler yüzlü olacaksınız. Eğer çabuk sinirlenen, öfkelenen, bağırarak tartışan bir kadınsanız bu erkekden uzak durmanızı tavsiye edeceğiz. Yani erkek,
" Ben bu kadının yanında olduğum zamanlar huzur duyuyorum," diyebilmelidir.
KUSURSUZ TİP
Bu erkek kafasındaki kusursuz tipin peşindedir. Bu arada kadının zerafeti de yeterli olmayabilir. Bu erkek asla obur değildir. Fazla iştahlı bir tipde sayılmaz belki. Ama güzel seçme yemekleri sever. Yani ona sunacağınız yemeklerin görünüşü güzel olmalıdır. Ondan önce kusursuz sofra
kurmasını bilmeniz lazımdır. Siz kendi imkanlarınıza göre en fevkalade sofrayı kuracak ve yemekleri hazırlayacaksınız. Sonra gidip giyineceksiniz.
Bu erkek bakımsızlıkdan çok sıkılır. Erkek kendisine itina ettiği için sizden de aynı şeyi bekleyecektir. Bu erkekde tıpkı Aslan Tipi gibi
kadının iyi makyaj yapmasını ve giyinmesini ister. Onun için kendisine boyasız bir yüz ve soluk suratlada gözükmeyin.
Bu erkek paraya önem veren bir tip değildir. Onun için de zangin bir kadınla ilgilenmeye lüzum bile görmez. Bu erkek, çok kabiliyetli olduğu içinde sevdiği, kendisine zevk veren bir konudan bol bol para kazanabilir. Fakat onun boğa burcundan veya Yengeç burcundan olan bir
erkek gibi maddeye bağlanacağını da ummamalısınız.
Bu erkek, sizi sevdiği sürece mutludur. Ancak ihmalleriniz yüzünden onu üzebilir ve hayal kırıklığınada uğratabiliriz. O vakit gözü başka cazip kadınlara kayacaktır. Böyle bir erkeğin peşinde çok kadın olacağını da tahmin edersiniz tabii. O kısa süre içinde biriyle ilişki kuracak ve
birden hayatınızdan çıkıverecektir. Siz ona kızamıyacak kendi hatalarınız yüzünden üzüleceksiniz. Bu erkek, ilişkileri ustalıkla kesmesini bilir.
Bıraktığı kadınlar daima onu hatırlarlar ve işin garibi de bu erkeklerin aleyhinde konuşmazlar. Çünkü erkek gitmiş fakat eşsiz hatıralar
bırakmıştır.
TERAZİ KADINI
Bu burçdan doğan kadınların eşsiz sayılabileceklerini söylemekle işe başlayalım. Venüsün etkilediği bu çok cazibeli, hoş, güzel kadın tam
anlamıyla da bir "Dişi" dir. Özellikle aşk konusunda başka burçdan olan tipler bu kadınla kolay kolay ölçüşemezler.
Terazi burcundan doğan kadın güzel olsun olmasın daima cazibelidir. O kendi çekiciliğinin farkındadır. Siz terazi burcunda doğan bir kadını seviyorsanız bazı noktalarda çok dikkatli davranmak zorundasınız. Çünkü bu kadının ilgisini çekseniz bile etrafınızda sizin gibi çok erkek
olacaktır. Ona hayran olduğunuzu sık sık ve değişik şekillerde açıklamalısınız.
LÜKS
Bu kadın aynı burçdan doğan erkeğin aksine paraya önem verir. Para ona hayatta istediği pek çok şeyi sağlaması için lazımdır. Lükse çok düşkündür. Çünkü lüks olan şeyler sayesinde de cazibesini arttıracağını, daha güzel olacağını da bilir.
DEĞİŞİK BİR TİP
Zaman zaman terazi burcundan değişik bir tip çıkar. Bu kadın, maddi değil tam aksine cömerttir. Onda mantık, akıl ve zeka dan çok hisleri hakimdir. Yani bu kadın sever bağlanır ve herşeyinide kalbindeki erkeğe verir. Hisle hareket eden kadını etkilemek de kolaydır.
MANTIK VE HİS
Bu kadın dengelidr. O mantıkla his arasında denge kurmuş, kişinin de değerini bilen bir tiptir. Sevgi bu kadına hava veya su kadar gereklidir. Sevgi olmayınca hayatın anlamıda kalmaz. Rastgele aşık olduğu pek görülmemiştir. Kadın beğenilmeye önem verir. Hoşlanacağı, güzel
ve zarif hediyelerle ona sürprizler yapmalısınız. En beklemediği anda hediye vermeniz çok hoşuna gidecektir. Kadın, itina ettiğinizin, üstüne
düştüğünüzün farkında olmalıdır. Hem onu şımartmalısınız. Böyle ihtimam görmek onu size bağlanmasını sağlayacaktır. Şımartılan kadının
isteklerinin çoğalıcağını sanmayın. O aşık oldukdan sonra tamamiyle değişebilir ve sadece sevgi ve ilginizi isteyebilir.
RAHAT HAYAT
Bu kadın rahat bir hayat sürmek istemektedir. Kendisini göstermek, beğendirmek istediği zaman çok gayret sarfeder. Aynı şekilde kılığı, kıyafeti, evi ve çocuklarıyla da uğraşır. Ancak bir tarafdan da tembeldir. O sevmediği, kafa dengi olmayan bir erkekle evlenmeyi reddeder.
Buna karşılık parasız bir erkeği sevme ihtimali de azdır.
YÜKSELEN BURÇ TERAZİ
Yükselen Terazi burcu, diplomatik, ve sosyal bir kişiliğin ortaya çıkmasında etkendir. Uyum, sevecenlik, nezaket ve estetik
uyarlılık, Yükselen Terazi’nin en belirgin karakteristikleri arasındadır. Terazi, denge ve adaleti sembolize eder. Yükselen Terazi’nin
en önemli pozitif özelliği, kuvvetli adalet duygusunun davranış biçimine hakimiyetidir. Çok boyutlu düşünebilme ve görebilme
yeteneği, adil davranışlarının temelini oluşturur. Bu çok önemli yetenek, ünlü politikacılar arasında Yükselen Burç Terazi’nin yaygın
olmasının nedenidir.
Ufukta yükselen Terazi, oldukça kuvvetli bir pazarlık kabiliyeti ve kurallar çerçevesinde kalan, saldırganlığa varmayan, tartışma yeteneği kazandırır. Politik davranış biçimi ve kuvvetli ikna yeteneği, Yükselen Terazi’nin en önemli avantajları arasındadır. Kolayca
uyumlu davranışlar göstermesi ve işbirliği yapabilmesi, iş yaşamında olduğu kadar, sosyal hayatta da sevilen bir insan olmasında
etkilidir.
Günlük yaşamında uyum ihtiyacı çok yoğun olan Yükselen Terazi, konforsuz ve huzursuz ortamlarda bulunmaktan hoşlanmaz. Yükselen Terazi, estetik görünüşü de önemseyen bir yapıda olduğu için, kendi fiziksel görüntüsü kadar, içinde bulunduğu ortamın da
düzenine ve görünüşüne önem verir. Gelişkin denge yaratma yeteneğiyle, birlikte olduğu insanın yaşamına ve içinde bulunduğu
ortama da düzen ve güzellik getirir. Yükselen Burcu Terazi olan kişiler, hemen herkesle uyumlu ve geçimli bir ilişki içinde olmak
isterler. İnsanları memnun ve mutlu etmek, Venüs tarafından yönetilen Yükselen Terazi’nin mutluluk kaynaklarındandır. Ortayolu
bulmak, aracılık etmek, Yükselen Terazi için önemlidir. Kendisinin olduğu gibi, diğer insanlarında ilişkilerinde gerginlikler olmasını
istemez.
Yükselen Terazi’nin en önemli negatif özellikliği, zaman zaman gerçek düşüncelerini ve duygularını nazik olmak, karşısındakini incitmemek ya da kaybetmemek adına saklamasıdır. Onaylanmak ihtiyacı ve yalnızlık korkusu yoğun olduğu için, insanların duymak
istediklerini söylemek gerektiğini düşünür.
TERAZİ GÜNEŞ – TERAZİ YÜKSELEN BURÇ
Güneş ve Yükselen Burç Terazi ise, doğum sabah saatlerinde, 6-8 arasında gerçekleşmiş demektir. Kişiliği belirleyen bu her iki temel
ögenin de aynı olması, Terazi karakteristiklerinin kişilikte çok ciddi anlamda görülmesinde etkilidir. Zaman zaman ben-merkezcilik ve egoizm
negatif özellikler olarak kendini gösterir.
Yükselen Burcu da Terazi olan Terazi, yaşam gücünü tamamıyla ilişkilerden alan, gerçek bir romantiktir. Terazi-Terazi yalnızlıktan oldukça korkar. Yaşamına bir insanın olması ve herşeyi kendisiyle paylaşması en temel amacıdır. Yükselen Terazi nin özellikle ilişkilerle ilgili
kararlarda aceleci ve sabırsız davranması, sonradan üzülmesine ve yıpranmasına neden olabilir. Çok uyumlu ve işbirlikçi bir yapısı olduğu için,
gelişkin mental yetenekleri ve kavrayışıyla her tür meslekte başarılı olması mümkündür. Ama özellikle Yükselen Terazi nin estetik duyarlılığını
ve yaratıcılığını gösterebileceği alanlar tatmin olmasına yardımcı olur.
H@Y@TT@NEhliyetiniz var mi?
Belki uzun, belki kısa bir yoldasınız.. Her başarısızlık sizin için birer KAVŞAK Endişeleriniz bir VİRAJ Arkadaşlarınız bazen GAZ PEDALI olur bazen de FREN.. Düşmanlarınız trafik ışıklarındaki KIRMIZI Aileniz ise yolunuzdaki UYARI TABELALARI İş hayatınız ise ENGEBELİ BİR ARAZİ.. Ama Deponuz PRENSİPLERİNİZ ile doluysa.. Motorunuz İRADENİZ kadar sağlamsa.. İnandığınız her şey SİGORTANIZ olmuşsa.. Ve yan koltukta YARATANIN varlığını her zaman hissediyorsanız.. Dilediğiniz Yere Mutlaka Varacaksınız... Nurdan bir dedenin içten duası;
Hasretle beklenen vuslatı yakaladığımız an; Yıllarca eskimeyen sevda masalı; Bütün engellere rağmen hiç sönmeyen umut; Gönül bahçesinden koparılmış taptaze papatyalar; Küçük bir lokmadaki huzur; Lunaparkta doyasıya eğlenmek; Kendi hazırladığın küçücük bir pastacık ; Tek başına yürüdüğün yollar ; Dostla içilen kahveler...( ki bahanedir kahve... maksat sohbet Hüznün tam ortasında samimi bir sarılış; Çocukluğun masum oyunları; herşeye rağmen gözbebekleriyle gülen güzellikler; Anne baba sevgisi; Ve de dahası... Hepsi mutlu olabilmek için yeterli değil mi?
Sayamayacağım kadar güzellik sizi sarmışken niye bu karamsarlık, bu umutsuzluk, bu huzursuz bakışlar...
Sahip olmadıklarımıza yakınacağımıza, bence önce sahip olduklarımızı görmeli ve bunlar için şükretmeliyiz...
H@Y@T@ GÜ£ÜMS€
DOĞRU ERKEK ilgili ve ömür boyu sadık olacak erkek diliyorum' demiş.
PATATES TARLASI Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi.
Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve müşkülatını izah etti
Sevgili David, Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım.
Burada olsan bütün derdim bitecekti.Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.
Yaşlı adam bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.
Babacığım, lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler.
Ayni gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.
Babacığım,
KEDİ SÜTÜ İÇ Çocuk biraz konuşma özürlüdür. Öğretmen tahtaya " Kedi sütü iç " yazar ve çocuktan okumasını ister. Çocuk okur : -" Tedi tütü it. " Öğretmen çocuğu azarlar ve -" Bir daha oku " der. Çocuk tekrar okur : -"Tedi tütü it." Öğretmen sinirlenip bağırır ve -" Düzgün oku şunu " der. Çocuk tekrar okur ama nafile... Öğretmen bu kez çocuğu döver ve -" Oku " der. Artık çocuğun canına tak etmiştir ve çocuk öfkeyle haykırır : -" Anatını tittimin tediti, ittene tu tütü...!!! "
Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı, birde bizim Temel İngiliz; - “Arkadaşlar …” demiş. - “Öpmeye kıyamazsınız.” - “Hey gidi memleketim…” demiş, - “Evlerimiz…” demiş, - “Bizim en meşhur şeyimiz KGB’dir…” demiş, - “Halılarımız…” demiş, 3 D€RS
Günün birinde kuşun bitanesi soğuktan donmak üzeredir ve artık uçacak hali kalmamıştır.Hızla yere düşer.Tam soğuktan öleceğini düşünürken ineğin biri kuşun yanına gelir ve kuşun üzerine pisler.Kuş çok sinirlenir ve ineğe küfretmeye başlar.Bu sırada pisliğin etkisiyle yavaş yavaş ısınmayada başlamıştır.Kuş donmaktan kurtulup ölmeyeceğini anlar ve çok sevinir.Bu seferde pisliğin içinden çıkamayacağını anlar ve ötmeye başlar.Oralardan geçen bir kedi kuşun sesini duyar ve yanına gelip onu pisliğin içinden çıkarır.Kuş tam kediye teşekkür edecekken kedi kuşu bir lokmada yer.bu olaydan 3 sonuç çıkarmamız gerekir:
1 - Her üstüne pisleyeni düşmanın sanma
2 - Seni her pislikten çıkaranı dostun sanma
3 - Pisliğin içinde mutluysan ses çıkarma...
BOŞ GÜRÜLTÜ
GEYİK KAR
ARA SARHOŞUM DARALIYORUM
İNEKLİK DÖN KAZADIR
ÇEKİLİR 50
DÖN ÖLÜRÜM
H@Y@TT@NTÜRK ERKEĞİ ÇEKİCİDİR.
İşe Başlarken Besmele Çeker,
Delikanlıdır Tesbih Çeker, Sportmendir Barfiks Çeker, Tek Eliyle şınav Çeker, Kendi Dişini Kendi Çeker, Kaçan Golde Yuh Çeker, Ağzında Sigara Halay Çeker, Dikiz Aynasından Hareket Çeker, Muazzam Kopya Çeker, Kaynanadan Çok Çeker, Genelde Babaya Çeker, Evladına Nutuk Çeker, İskenderin Üstüne Künefe Çeker, Komedi Filminin Kralını Çeker, Çuhayı Yırtmadan Pike Çeker, Kafası Bozulunca Resti Çeker, Yükte Ağır Parada Hafif Çeker, Parayı Bulan Arabayı Çeker, Mahallede Pati Çeker, Gurbette Hasret Çeker, Sevdiğini Sorguya Çeker, Aldatılınca Tetiği Çeker, Memlekete Turist Çeker, Kaşı Gözü İlgi Çeker, Her Ortamda Dikkat Çeker, Balıketli Görünce İç Çeker, İtalyan Erkeklerine Beş Çeker, İngilizlere Yirmibeş Çeker... Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yasayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. ille de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Yada cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... ciddiye alırım ama kapılmam...
sahip olurum ama ait olmam...
huzur veririm ama söz vermem...
adımlarımı atarken kim ne der diye düşünmem...
basit kişilerle polemiğe girmem...
dünyada kimse üzülsün istemem...
bazı şeyleri asla affetmem...
acıyı tanıdığım için kimseye acı çektirmem...
cesaretsizliği gururla örtmem...
yalan ve taklitlerle uğraşma yemem...
dostlarıma laf ettirmem...
tutkularım vardır vazgeçmem...
kendime güvenirim bunu sorgulayanı sorgularım...
benimle oyun olmaz...
hayat zordur bilirim...
ama bende kolay biri sayılmam...
gidiyorsan eğer çok özlesem bile dönmem...
bende başlar herşey bende biter...
tabularımın yıkılmasına izin vermem...
güvenmedikçe sewmem...
hayatımı kimsenin bozmasına izin vermem...
ağır geliyorsa bunlar firar serbest...
BEN ÜSTELEMEM...!!!
Kalana git demek terbiyesizlere
Dönmeyene dön demek acizlere
Hak edene KAL demek ASİLLERE yakışır.
Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme
Yoksa değersiz olan hep sen olursun...
Kim üzebilir seni senden başka
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen
Kim mutlu edebilir seni, sen değilsen
Kim yıpratır seni, sen izin vermezsen
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen
Her şey sende biter...
Yürekli ol, tükenme, tüketme.
Tükettirme içindeki yaşama sevgisini...
Unutma...
Çaresiz değil, çare sensin...
yektanem benim seni çok ama çok seviyorum...
Anladım sonu yok yalnızlığın
Hergün çoğalacak Her zaman böylemiydi bilmiyorum Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak Alışır her insan alışır zamanla Kırılıp incinmeye Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp Yeniden ayağa kalkmak Yalnızlığım yollarıma Pusu kurmuş beklemekte Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette Bekliyorum bekliyorum Hadi gelin üstüme korkmuyorum Bulutlar yüklü Ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret Yokluğunla ben başbaşayız nihayet... "Seni Seviyorum" : Teoride mi? Pratikte mi?
"Seni Seviyorum" : Havalardandır, Banada Oluyor Bazen. "Seni Seviyorum" : Neden? Bende Benim Bilmediğim Birşeyler mi Gördün? "Seni Seviyorum" : Çok Hoş... Peki Başka Ne Gibi Hünerlerin Var? "Seni Seviyorum" : Üzülme, Zamanla Geçer. "Seni Seviyorum" : Hadi ya Çok ilginç. ee Sonra... "Seni Seviyorum" : Yeni Parola Bu mu, Ben Ne Diycem Peki? "Seni Seviyorum" : Güzel... Peki Başka Çeşidin Veya Şuben Var mı? "Seni Seviyorum" : Allah Razı Olsun. "Seni Seviyorum" : Olur, Sarayım mı Burda mı Seveceksin? "Seni Seviyorum" : iyide Bunun Sosyal Güvencesi, Sigortası Falan Var mı? "Seni Seviyorum" : Net mi? Brüt mü? "Seni Seviyorum" : Ömrünü, Enerjini Daha Faydalı işler için Harcasana Canım. "Seni Seviyorum" : Elinden Başka Bir Halt Gelmez ki Zaten H@Y@TT@N DUDAKLA BARDAK ARASI ...
Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı…
Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş... Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş.Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş.. Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş...Köy köy,kasaba kasaba,ülke ülke dolaşmış… Bu arada zaman da durmuyor tabiki …Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona:
-Şu karşı ki dağları görüyormusun, orada yaşlı bir bilge yaşar! istersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir. ” demişler.
Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam... Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye Hayatın anlamının ne olduğunu sormuş...Bilge,sana bunun cevabını söylerim ama... önce bir sınavdan geçmen gerekiyor demiş...Adam da kabul etmiş...
Bilge,bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içinede silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel... Yalnız dikkat et, kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin... Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış: -”evet... kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı? diye sormuş.
Adam şaşkın... -”Ama... ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki...” demiş. Bilge: -”Şimdi tekrar bahçeyi dolaşacaksın kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel” demiş. Adam tekrar bahçeye çıkmış ve gördüğü güzellikler büyülemiş onu,muhteşem bir bahçedeymiş çünkü... Geri geldiğinde bilge, adama bahçe nasıldı diye sormuş...Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış... Bilge gülümsemiş, -”ama kaşıkta hiç yağ kalmamiş” demiş ve eklemiş: -”Hayat senin bakışın ile anlam kazanır, Ya sadece bir noktayı görürsün hayatın akıp gider, sen farkına varmazsın... Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın ve akıp giden zamanın anlam kazanır... “Hayatının anlamı senin bakışlarında gizlidir”
GÜ£ M@S@£I
Bir zamanlar uzak diyarlarda küçük bir kasabada dürüst ve çalışkan bir genç yaşarmış. Tüm gün ustasından öğrendiği gibi demir döver kasabanın tüm ihtiyaçlarını giderirmiş. Sutean adındaki bu genç adam herkes tarafından sevilen sayılan biriymiş.Bir gün dükkanına eski bir tencereyi tamir ettirmek isteyen hizmetçisi ile birlikte Rosa adında çok çok güzel bir kız gelmiş.. Sutean görür görmez bu kıza aşık olmuş, ama kız ona fazla yüz vermemiş. Tencereyi bırakıp dükkandan çıkmış. Güzel kızın ayrılması ile birlikte sanki dükkandaki ateş sönmüş; demirci Sutean'in kalbini buz gibi bir şey kaplamış. Güzel kızın kalbini kazanabilmek için bir çare aramaya başlamış. Ocağının başına oturmuş düşünürken bir parça demir almış ve onu şekillendirmeye başlamış. Çalıştıkça çalışmış ve ortaya çıkan şey şimdiye kadar yaptığı hiçbir şeye benzememiş. Eşi benzeri görülmemiş bir çiçek yapmış demirden... incecik yaprakları birbiri etrafında kapanan dünyanın en güzel çiçeğini... Sabah tencereyi almaya sadece hizmetçi kız gelmiş. Demirci Sutean üzülse de güzel kızı göremediği için tüm umudunu çiçeğine yüklemiş ve aşkının elçisi olarak göndermiş hizmetçiyle...güzel kız çiçeği görünce büyülenmiş, kalbi yumuşamış ve Sutean'in aşkına karşılık vermiş... Sutean güzeller güzeli kız ile evlenmek için kızın babasından izin almak üzere yaşadıkları şatoya gitmiş.Güzel kızın babası bir büyücüymüş, ve kızının sıradan bir adama, bir demirciye aşık olmasına çok öfkelenmiş. Bu ilişkiye hemen bir son vermeye yemin etmiş. Hemen orada Sutean'i öldürecek bir lanet okumaya başlamış ki, kızı dizlerine kapanıp onu engellemiş.bunun üzerine büyücü kurnazlığa başvurmuş; Sutean eğer sabaha dek şatonun etrafını demir bir çit ile çevirirse kızı ile evlenmesine izin verecek eğer başaramazsa güneş doğarken Sutean taşa dönecekmiş. Eğer korkuyorsa bir daha dönmemek üzere şatoyu terk edebileceğini söylemiş demirciye.. Demirci korkup da sevdiğini terk edebilecek biri değilmiş. Hemen işe başlamış, durup dinlenmeden çubuklar, teller hazırlayıp onları diziyormuş. Sabaha karşı büyücü demircinin çiti yetiştireceğini anlamış, ve onu engellemek için aklına bir kurnazlık daha gelmiş... kızının kılığına bürünmüş ve şarkı söylemeye başlamış. Şarkı öyle derin öyle güzelmiş ki... demirci çekicini bırakıp dinlemeye başlamış...Büyücü güneş doğana dek söylemiş. Güneş ışıkları penceresine vurduğunda güzel kız uyanmış, hemen pencereye koşmuş; çitin yarısı duruyormuş... demirciyi uyarıp güneş ışığından kaçırmak istemiş, ama geç kalmış.. Gün ışığı üzerine değer değmez genç adam taşa dönüşmüş...büyücü neredeyse mutluluktan uçmak üzereymiş. Babasının oynadığı oyunu gören kız çok üzülmüş, ve elinde demircinin hediyesi olan demir çiçek ile taşa dönüşmüş olan sevgilisinin yanına koşmuş. Ağlamış, ağlamış, ağlamış... göz yaşları taşı eritememiş, ama demirden çiçeği canlandırmış. Gözyaşları ile beslenen çiçek büyümüş, serpilmiş, tüm şatonun etrafını çevrelemiş. Demircinin tamamlayamadığı çiti çiçeği tamamlamış. Bu güzel çiçeği görüp beğenenler alıp başka yerlere de ekmişler ve böylece tüm dünyaya yayılmış. Güzeller güzeli Rosa'nin (Gül) anısına her yerde onun adı ile anılır olmuş.
PAPATYA TARLASI
Bir papatya tarlası düşün... Yine o tarlanın kenarındaki yolda yürüyorsundur... Yine o yoldasın... H@Y@T@ GÜ£ÜMS€H@Y@T! @B!
Dünyada sadece bir çift kalan nadir bir ayı türünün erkeği ölmüş. Bu ender hayvanın üreme ihtimali sıfır,bu yüzden soyu tükenecek. Ne yapalım diye düşünmüşler; kurullar toplanmış, çözüm yok. Kuruldaki bir Türk bilim adamı şöyle demiş: 'Bizim memlekette bir Hayati abi var, söylemesi ayıptır aynen bu ayıya benziyor, hatta daha kıllıdır, ondan rica edebiliriz, 100-200 dolarda ödül verirsek bu işi yapar ve ayıların soyunu kurtarır herhalde' demiş.
Bakmışlar başka çare yok, Hayati abiye gitmişler ve durumun önemini, yapacağı hizmetin büyüklüğünü anlatmışlar, birde 'Karşılığında 100 dolar söz konusu' demişler. Hayati abi düşünmüş ve 'Olur ama 3 şartım var.' demiş.Herkes sevinç ve merakla 'Ne?' diye sormuş...
1. Öpüşmem...
2. Yavru erkek olursa babamın adını koyarsınız. 3. 100 dolar çok, en fazla 50 dolar veririm. H€D!Y€
3 adam oturmuş eşlerine aldıkları hediyelerden bahsediyorlarmış.Birincisi demiş ki,
-'Karıma öyle bir hediye aldım ki, 6 saniyede 0'dan 100'e çıkıyor.'Diğer ikisi anlamamışlar. -'Ne aldın?'diye sormuşlar. -'Beyaz bir Porsche aldım. Çok mutlu oldu.' diye cevap vermiş. İkinci adam demiş ki, -'Ben de geçen doğum gününde karıma 4 saniyede 0'dan 100'e çıkan bişey almıştım.' Hemen anlamışlar tabi ki: -'Heey, yoksa Ferrari mi aldın?' Adam gülümsemiş: -'Evet, kıpkırmızı bir Ferrari aldım. Gerçekten de ona çok yakıştı.' demiş. Bu sefer üçüncü adama sormuşlar: -'Peki sen ne aldın karına?' Adam demiş ki: -'Ben öyle bişey aldım ki;sadece 2 saniyede 0'dan 100'e çıkıyor.' -'Atıyorsun!' demişler, -'Öyle bir araba olmaz ki! Adam cevap vermiş: -'Araba aldığımı kim söyledi? İşte bunu aldım.' demiş. Ne aldığını görmek için tıklayın...
http://img193.echo.cx/img193/7475/adsz8oj.jpg
:)) ASRIN AŞK ŞİİRİ :))
yaşanılanları Kontrol-S ile kaydedip Kontrol-Z ile geri yaşıyorum ben sevdamı download edip masaüstüne alıyorum en çokta ekranı kapladığın o anı özlüyorum İtalik yürüyüşlüm, Bold bakışlı sevdiğim... öyle bi halt yedim ki sakın affetme beni simge durumuna küçült, saatlerce beklet beni tüm sistemlerimi çökert, ziple sıkıştır ve parçala alt F4 ile kapat, shift ile değiştir beni kedinin mousela oynadığı gibi oyna manzaralı mouse pedinde gezdir beni yeni bir pencere açalım ve unutalım herşeyi geri dönüşüm kutusuna gönderelim maziyi kısa yol oluştur fazla bekletme bu seveni en çok flash animasyonlu halini özlüyorum pc görünüşlü mac duruşlu sevdiğim kalpten kalbe bağlantım bağlantısı yapılır kapanır kapılar ağa oturum açılır sevdamız monitöre saniyelerle yazılır disconnect olursam beni yine ararmısın? masaüstünde bulamazsan belgelerime bakarmısın? yokluğunda erişim paketi teselli olmasa da değişiklikleri kaydedip yeniden bağlanırmısın??? GENİŞ TABANLI EĞİTİM ŞART
Birgün ormandaki hayvanlar bir araya gelip 'Eğitim şart' dediler ve okul açmaya karar verdiler.
Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve bir yılanbalığı yönetim kurulunu oluşturdu. Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istedi. Kuş uçmanın dahil olmasını, balık yüzmenin dahil olmasını istedi ve sincap da ağaca tırmanmanın ve
toprak kazmanın mutlaka zorunlu dersler arasinda olmasi gerektigini soyledi.
Bütün bunları bir araya getirip bir müfredat yaptılar ve
bütün hayvanların bu dersleri görmesini istediler.
Tavşan koşu dersinden A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundu. Sürekli kafa üstü düşüyordu. Bir süre sonra beyni hasar gördü ve eskisi gibi koşamadı.
Artık koşuda A almak yerine C alıyordu ve tabi ki ağaca tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordu.
Kuş, uçmada çok başarılıydı ama sıra toprak kazmaya geldiği zaman o kadar başarılı değildi.
Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordu.Birsüre sonra toprak kazma notu hala F olmasına ragmen,
uçma notu C'ye düşmüştü. O da ağaca tırmanmada cok zorlanıyordu.
Balık, yüzmede mükemmeldi ama ne ağaca tırmanabiliyor ne de koşabiliyordu.
Ne zaman bunları yapmaya kalkışsa ölecek gibi oluyordu.
Sonunda yüzgeçleri zarar gördü ve artık yüzmeyi bile yarım yamalak yapar oldu.
Sonuçta sınıf birincisi olan hayvan her şeyi yarım yapabilen, geri zekalı yılanbalığı oldu. Ancak eğitimciler çok mutluydu, çünkü herkes bütün dersleri görüyordu ve
buna 'geniş tabanlı eğitim sistemi' dediler.
Adamın biri evine gelir ve posta kutusunda telefon faturasını görür.
Bir bakar ki 3 milyar küsur lira fatura. Beyninden vurulmuşa döner.Hemen ayrıntılı fatura ister. Fatura gelir. Aranan bütün numaralar adamın arkadaşlarına ve dostlarına aittir. Adam: - 'Bu nasıl olur? Ödeyeceğiz mecburen' der.O sırada gözü papağanına takılır. Bir an tereddüt eder. Gece papağanı gözlemeye karar verir. Papağan kafesinden çıkar ve telefonun başına gidip rehberi açar, adamın arkadaşlarını tek tek arayıp saatlerce konuşmaya baslar. Adam sinirden çıldırmış bir şekilde papağanı yakalar ve kanatlarından duvara çiviler.Papağan çarmıha gerilmiş bir vaziyette duvarda asılı kalmıştır. Adam sinirle papağanı azarlar; - 'Bir hafta burada asılı kal da aklın başına gelsin. Çek bakalım cezanı.' Adam gider. Papağan bir bakar karşı duvarda çarmıha gerilmiş İsa durmakta. Hemen muhabbete koyulur; - 'Birader sen ne kadardır buradasın?' - '2000 yıldır buradayım' der İsa. Papağan hayretler içinde kalır; - 'Ohaaaa! Nereyi aradın lan öyle?' @H O S@RI$IN£@R YOKMU! New York`tan Los Angeles`e giden uçakta cingöz bir avukat ile sarışın aptal görünüşlü bir hanım yanyana oturuyorlar.Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de hoşça vakit geçirmek için bir oyun teklif ediyor. Kabul görünce oyunu anlatıyor: - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Soğuk ve karlı bir günde bir işadamıyla sarışın sekreteri yollarını kaybetmişler ve bir ormanda kaybolmuşlar. Bir süre sonrada Biri nişanlı,biri evli, biri de sevgilisi ile birlikte yaşayan 3 kadın konuşurken -"Deri büstiyeri giydim,jartiyeri taktım,maskeyi de takıp nişanlıma kapıyı Sevgilisi olan da: -"Ben de giyindim, maskeyi de takıp, üstüme bir pardesü Evli olana dönerler,o da anlatır: -"Ben de çocukları anneme yolladım, Y@$@Y@R@K ÖĞR€NM€K Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş. Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal da Napolyonu müsait bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da : Kaplumbağaların bir gün suları bitmiş... @$KIN 10 H@£İ HERŞEY BİTTİĞİNDE... TEKRAR S@GOP@ K@JM€R & KO£€R@ &H@YK! & Y@SGökyüzünden baktığımda insan karınca görünür
yerden yükseldikçe cüssen giderek küçülür bugün esen rüzgarlar zerrelerimi aldı benden uçurdu dün koca bir ağacın yaprakları havada raksa tutuldu mevsimler ve yapraklar arası daim savaş - barış var ölüm yahut yaşam var, suçlular ve merhumlar kimse birinin ruhunu ele geçiremez ilahtan başka insan parayla satın alma yoluna gider insanı, ya başka?... Bilmem neden diyologlarınız bu derece laçka Hiç ölmeyecekmiş gibi günü gün etmeniz saçma saf, temiz, pırlanta şahsa iftiralar saçma
içinde olanı bilmeden, bilinmedik bir kutuyu açma!... Evine dönmeye çalışan tırtıl gibiyiz bizler tehlikede tavsiye koleksiyoncusuyuz, güvenlerimiz engebede anılarımı düşünürken ben, yaralarımı hesapladım nefsimle yarış halindeyim, adımlarımı hızlandırdım önceden ferah, rahattım, üzüntüden zayıfladım birinin yaptığı yanlıştan ötürü ben ayıplandım iblisin ağzında sayıklandım, bir pirinç tanesiyim çakıllardan ayıklandım, çakallardan kaçtım. Birgün siyah renge sor hep karanlık içini yakar Birgün siyah renge sor hep karanlık içini yakar
B@S!T @M@ ÖN€M£! ß!R ß!£G!Diyelim ki, mesai saati bitti ve siz de akşam 18:30 civarında,
alışılmadık derecede zorlu bir iş gününün ardından (tabi ki tek başınıza) arabanıza binip evin yolunu tuttunuz. Çok yorgunsunuz ve canınız da fena halde sıkkın.
MÜTHİŞ GERGİN VE SİNİRLİ BİR HALDESİNİZ…
Birdenbire göğsünüzde, kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan
korkunç bir ağrı hissediyorsunuz.
En yakın hastaneye sadece on dakikalık mesafedesiniz ama
hastaneye ulaşmayı başarıp başaramayacağınızdan bile emin değilsiniz. NE YAPACAKSINIZ???
İLK YARDIM KURSLARINA KATILACAK KADAR AKLI BAŞINDA BİRİYDİNİZ
AMA KURSTAKİ EĞİTMEN,
SİZİN BAŞINIZA BİR ŞEY GELDİĞİNDE NE YAPACAĞINIZI ÖĞRETMEDİ!!! YALNIZ BAŞINIZAYKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRSENİZ NASIL HAYATTA KALIRSINIZ?
PEK ÇOK İNSAN KALP KRİZİ GEÇİRDİĞİ SIRADA TEK BAŞINA OLUYOR;
ETRAFTA YARDIM EDECEK KİMSE BULUNMUYOR. KALP ATIŞLARI DÜZENSİZLEŞEN VE KENDİSİNİ BAYILACAKMIŞ GİBİ HİSSEDEN BİRİNİN BİLİNCİNİ YİTİRMEDEN ÖNCE
YALNIZCA 10 SANİYE KADAR ZAMANI VARDIR. BU DURUMDA NE YAPMANIZ GEREKİR? CEVAP:
PANİĞE KAPILMADAN ÜST ÜSTE KUVVETLİCE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN. ÖKSÜRMEDEN ÖNCE HER SEFERİNDE DERİN BİR NEFES ALIN; ÖKSÜRÜKLERİNİZ GÜÇLÜ OLSUN, DERİNDEN GELSİN VE UZUN SÜRSÜN, TIPKI GÖĞSÜNÜZDE BİRİKMİŞ BALGAMI ATMAYA ÇALIŞIR GİBİ ÖKSÜRÜN. HER İKİ SANİYEDE BİR DERİN NEFES ALIP ÖKSÜRÜN
VE BUNU YA YARDIM GELENE DEK YA DA KALP ATIŞLARINIZ TEKRAR NORMALE DÖNENE DEK SÜREKLİ YAPIN. DERİN NEFES ALMAK CİĞERLERİ OKSİJENLE DOLDURUR.
ÖKSÜRMEK KALBE TAZYİK YAPAR VE KAN DOLAŞIMINI RAHATLATIR. KALBE UYGULANAN BU TAZYİK, KALBİN NORMAL RİTMİNE DÖNMESİNİ KOLAYLAŞTIRIR.
BÜTÜN BUNLAR SİZE, BİLİNCİNİZİ KAYBETMEDEN ÖNCE HASTANEYE YETİŞECEK ZAMANI TANIR.
ASLA, “BENİM BAŞIMA GELMEZ!” DİYE DÜŞÜNMEYİN. FEN@ OLDUNMU H!Ç?FEDA OLDUN MU HİÇ?
Hiç bir insanı unutmak, bir insandan vazgeçmek, Bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı.?
Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi. Her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında. Hiç gelmeyeceğini bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, Ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana. Ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi, sen hala bu kadar sevgili iken.? Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak onu işitememek. Artık sonunun "di" li hali değil mi? Biliyorsun değil mi. Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, Kalabalık caddelerde geçen binlerce yüze bakmak.
Belki bir kez daha görebilmek için o yüzü. Belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek.
Belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek. Belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur Değil mi? Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sen de biliyorsun değil mi bunları? Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir kafe keşfettiğinde, Güzel bir film seyrettiğinde, Güzel bir şarkı dinlediğinde, güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi. Paylaşamadığın için onunla. Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi? Baktığında aynada yüzünün yarısını gördüğün oldu mu hiç? Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan Nefret edemediğin Oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne, Sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç? Hayatta inandığın bütün değerleri alt üst eden birisine aşk şiirleri Yazabildin mi? Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara FEDA OLDUN MU HİÇ.? Sana uzaktan bakıyorum. Sana bakmak inanılmaz mutlu ediyor beni. Sen gidince aklım da senin peşinden sürüklenip gidiyor, yüreğim de... Yanında biri mi var, ona bir şey mi söylüyorsun, onunla gülüyor musun... içim yanıyor. Ama senden sonra gördüğüm o insan birden senden biri oluyor. Senin baktığın her yer artık güzel, senin konuştuğun her insan, özel oluyor. Sen evine şu yollardan gidiyorsun. Ardından yürüyorum. Beni fark etmiyorsun. Önünden geçtiğin evlere, gölgesinde yürüdüğün ağaçlara, her gün bindiğin otobüse bakıyorum.
Senin gözünle bakıyorum. Sen yokken de o yollardan defalarca geçiyorum. Senin kokun, senin havan, senin auran sinmiş havaya.. Sanki seni soluyorum. Akşamları ne yaparsın acaba? Sofraya oturduğun zaman yanında kimler var? Hangi yemeği severek yersin, neyi sevmezsin? Kitap okur musun? Hangi kitapları seversin? Ne tür filmlerden hoşlanırsın? Televizyon izler misin? Gece sokağa çıkar mısın? Arkadaşlarınla en çok neye gülersin? En çok kim kızdırır seni..Hangi futbol takımını tutarsın? Bilmeliyim. Senin hakkındaki bütün ayrıntıları öğrenmeliyim. Çünkü ben de o filmlere gideceğim, ben de o dizileri izleyeceğim, ben de o yemekleri seveceğim ya da nefret edeceğim. Bilmeliyim. Baştan kuruyorum dünyamı. Seninle yaşamaya başlıyorum. Onca kalabalığın içinde, karmaşık yaşamın ortasında eğer sen varsan daha seni görmeden bir kuş gibi çırpınmaya başlıyor yüreğim.
Bir ışık çarpıyor yüzüme, bir sıcaklık yürüyor göğsümde. Anlıyorum ki sen varsın. Sen ordasın. Sen gelmişsin.
Bakmadan, başımı çevirip seni görmeden varlığının farkındayım. Ey uzak uzak baktığım.. göz göze gelmeden, saçını okşamadan, değil bir rüyayı bir cümleyi paylaşmadan sevdiğim sevgilim. Bir aşk filiz verdi, fidan verdi, kök saldı içimde. Onu sana göstermek için ömrümü veririm. H@Y@T@ GÜLÜMSE Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet'in annesini
yemeğe davet ederler. Mehmet'in annesi akşam yemeği süresince Handan'ı uzun uzun süzer ve aslında Handan'ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder. Aklını okumuşcasına Mehmet annesine der ki:
Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok. ![]() Akşam yemeğinden sonra Mehmet'in annesi evine döner. ![]() Aradan bir iki gün sonra Handan der ki: Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum. Mehmet yanıtlar: ![]() Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım.
H@Y@T@ D@!RGÜZELİME
Elime son kez aldım kagıt kalemi, Bu sana son mektubum. Postacı son bir kez haber getirecek benden sana. Canım bilirim aldırmazsın hiçbirşeye, Ne sevgiye ne de hislere. Simdi elimde bir sigara var, Bugün çok içtim. Bilirim kızacaksın, "İçme demiştim" diyeceksin, Ama ben yine aynı cevabı vereceğim: Dertliyim. Son kez bu kalp derdinle dolu. Bu mektubumda Seni ne kadar sevdiğimi Özlediğimi yazmayacağım. Artık değistim ben. Senin umursamaz tavırlarından bıktım GÜZELİM. Takmıyorum artık ben de seni. Hani bende bir resmin varya, Arkadaşıma verdim GÜZELİM. Çok beğenmiş seni, "Al senin olsun" dedim Ama dikkat etmesini de söyledim, Olur ya çıkarsaniz "Sanada bana olan olmasın!" dedim. Yüzünün şeklini görmeni isterdim GÜZELİM. Bu mektup diğerine benzemiyor değil mi? Dün gece yıktın, öldürdün beni GÜZELİM. Dilindeki hece bir kurşun gibi saplandı yüreğime. Tüm gece kanadı durmadan, Gözlerim doldu ağlayamadım. Yataklara düştüm ne zamandır. Ama iyi oldu aslında Seni umursamıyorum artık, Sen ne demistin GÜZELİM. "Üzülme!" Üzülmüyorum zaten gülüyorum, Bu acıların getirdiği mutsuzluğu seviyorum. Lanet olsun sana GÜZELİM. Bu kadar değersizmiydi sevgim? Biliyorsun ben seni çok sevdim. Bu sana son mektubum GÜZELİM. Yak istersen,istersen başkalarına okut. Ya da evet İçip içip ağla, Ama şunu bil ki bu sana son mektubum. Bundan sonra HAİN yazar mezar taşında Bir ölüsün artık sen hatıralarımda... GÜZELDEN CEVAP
Bugün hiç beklemediğim bir anda, Mektubunu aldım SERSERİM. Son mektubum demişsin, inanmam Sen dayanamazsın bensizliğe, Erirsin,bitersin günden güne. Bak ne diyorum SERSERİM. Gönlün olsun,birkaç gün daha çıkalım Sevinirsin belki. Hediye olur ya da bir elma şekeri. Sen bensiz yapamazsin SERSERİM. Seni öptüğüm o ilk anı hatırla, Nasıl da çocuklar gibiydin, Bayılacaksın diye korkmuştum SERSERİM. Ben senin gibi neler geçirdim elimden, Bilirim haberim yok sevmeden, sevilmeden. Sen beni gerçekten sevdin mi SERSERİM? Sana bu mektubu meyhaneden yaziyorum, Biraz önce birkaç çocuk dövdük SERSERİM, Onların şerefine içiyoruz. Bak SERSERİM! Ben sana ne demiştim hatırlamıyorum "Üzülme" yazmışsın Sahiden dedim mi? İçkiliyken herhalde, bilirsin. "Yıktın" yazmışsın Sahiden yıkıldın mı? Umursamazsın sanmıştım Takmazsın diye ummuştum, Ama madem beni umuttun, Bu sana son sözüm olsun Ben de seni sevdim haberin olsun SERSERİM. SERSERİNİN ARKADAŞINDAN GÜZELE
Seni tanımıyorum güzel, Ama arkadaşım seni çok sevdi. "Son mektup" demişti doğru, Hem o seni çoktan unuttu. Seni çok beğendim be güzel, Belki seversin, belki de... "Serserim" demişsin bizimkine, Ben de seni zevkli bilirdim. Ben ondan daha Serseriyim. Bak Güzel! Ben seni ondan daha çok severim. Telefon numaramı yazıyorum,arkada, Onu aradığın gibi beni de ara. Ayrıca senin serseri garipleşti bu ara "Kalbim ağrıyor" diyor, Doktor bir teşhis koyamıyor. Aman canım o da bir başka, Ağlasa da gülüyorum der etrafa Sakın unutma beni ara. GÜZELDEN ARKADAŞA
Bak oğlum ben seni sevmedim daha en başta, Ben SERSERİM'i sevdim herşeyden çok. O bana "GÜZELİM" derdi canından koparcasına, Sen ise "güzelim" diyorsun sokakta kalmışçasına. Senin gibi arkadaş olmaz olsun. Serseriliğe gelince,kimse yarışamaz benim SERSERİM'le. Şimdi bırak bunları "son mektup" derken yalan sanmıştım Daha beter içer oldum, Her gece sarhoşum. Bir daha ki mektupta SERSERİM'den bahset bana. Şimdi gerçekten mutlu mu? Yoksa başkasını mı seviyor? Hasta demiştin,kalbinden hasta Yoksa bu aşk hastalığımı? Benden baskası ile... Çabuk yaz arkadaş Herşeyi arkadaş, herşeyi anlat bana. Anladım ki yaşayamam ben onsuz bu dünyada. ARKADAŞTAN GÜZELE
Afedersin güzel yanlış yapmışım ben, O seni gerçekten çok sevmiş. Son nefesinde bile adını söyledi, Yüreğim parçalandı,anlayamazsın. "GÜZELİM" deyişini duysaydın gözleri kapanırken. Aşkın öyle sarmış ki bedenini Kaybedince, yaşayamadı öldü işte. Son mektubunu ne yaptin? Okuyup okuyup ağlıyor musun? O şimdi mezarında huzurlu yatarken, Yılanlara bile seni anlatır şüphen olmasın. Zaten mezar taşında "SENİ SEVMİŞTİM GÜZELİM" Yazısını görünce anlarsın. Belki bir umut vardı yaşamasında, Ama senin de ciddi olmandı. "Birkaç gün çıkalım" demişsin ona. "Elma şekeri olur" demişsin. İste o vurdu senin Serserini, İndi zavallıcığın yüreğine. Şimdi mezarında derin bir uykuda, Sevgisi de sonsuzlaştı onunla. Aslında o hiç istemedi öldüğünü bilmeni Ama dayanamadım yazdım işte. Şimdi ne yaparsın,nasıl yaşarsın? İçer misin, Kahrolurmusun? Sen de onu sevmişsin öyle yazmışsın, Öyleyse bırak aşkınız yaşasın. GÜZELİN ODASINDAKi NOT :
SANA GELiYORUM SERSERİM, SENİ SEVİYORUM SERSERİM. Canım olsa vermezmiydim
Sermezmiydim yollarına
En sevdiğindir bilirim ezip geçmek
Hadi kır kalbimi defalarca
Hadi vur son şansın çarpıyorken kalbim tek başına
H@Y@TT@NRabbim
Bir insan koy kalbime Ama o insan senin de sevdiğin olsun Ve bana öyle bir insan sevdir ki
O insanin kalbi Seninle dolu bir mabed olsun. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce Onunla buluşmuş olan sen olasın Onunla el ele tutuştuğumuzda
İkimizin üzerinde Senin elin olsun Bana öyle gözler göster ki
Ben o gözlerden sana bakayım Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler cennete açılan iki pencere olsun Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki
Kılavuzumuz sen olasın ey Rabbim Öyle bir sevgili ver ki bana
Ona sarıldığımda kainat bize baksın Birbirine sarılsın Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın
Bize bakıp şeytan Hz.Adem'e secde etsin Günah sevap uğruna kendini feda etsin Ölüler birer birer uyansın sevgimizle Bana öyle bir sevgili ver ki Rabbim!
Sevgimizde Hz.Muhammed sevilsin Öyle sevelim ki birbirimizi
Hz.Hatice göklerden bize seslensin Ve desin ki "Bak ya Muhammed bak şu sevgililere; onlar bizde, bizde onlardayız.
Bak Aşkımız birkez daha yaşanıyor yer yüzünde...
Allah (cc) Aşkımızı öyle çok seviyorki binlerce insana yaşatıyor..."
Yılmaz ERDOĞAN
|
||||||||||
|
||||||||||
|
|