kadir's profileBÜYÜKASLANPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    M@T€M@T!K :)

    mate

    Matematiğe merakı olan arkadaşlar, lütfen aşağıdaki soruyu çok dikkatle inceleyiniz ve hemen cevaba bakmayınız !!!
     Aşağıdaki soru Barcelona Üniversitesi Matematik profesörlerinden biri tarafından hazırlanmıştır.

    Bu sorunun çözümü vardır ve göründüğü kadar da zor değildir. Ayrıca herhangi bir kelime oyunu da içermemektedir.
    Problem :
    Bir anne çocuğundan 21 yaş daha büyüktür.
    6 yıl sonra çocuğun yaşı annesinin yaşının 1 / 5  i  kadar olacaktır.

    Soru :
    Baba nerededir ?


    Daha önce de belirtildiği gibi bu sorunun kesinlikle matematiksel bir çözümü vardır ve göründüğü kadar da zor değildir! Ayrıca herhangi bir kelime oyunu da içermemektedir !

    Çözüm aşağıda yazıyor.mause'u basılı tutarak boş alanda gezdirin sonuç orada!

    HADİ KOLAY GELSİN

    Çözüm:
    Çocuk bugün X  yaşındadır ve annesi de bugün Y  yaşındadır.
    Problemin verilerine göre anne bugün çocuğundan 21 yaş büyüktür.
    Demek ki:
    X + 21 = Y
    Ayrıca 6 yıl sonra annenin yaşının çocuğun yaşının 5 katı olacağını biliyoruz.
    Bu durumda aşağıdaki ikinci denklem kurulabilir:
    5 * (X + 6) = Y + 6
    İki bilinmeyenli iki denklem vardır.
    Yerleştirme metodunu kullanarak Y nin yerine (X + 21) yerleştirerek çözüme başlarız :
    5 (X + 6) = X + 21 + 6
    5X + 30 = X + 27
    5X - X = 27 - 30           
    4X = -3
    X = -3/4
    Çocuk bugün  -3/4   yaşındadır.
    Bu -9 aya karşılık gelmektedir.
    Sonuç:
    BABA, ANNE İLE AYNI YATAKTADIR !!!

    U£TR@S£@N

    Seyirci değil.........T A R A F T A R...
    Bayramda değil.............K A R A G Ü N D E...
    Moda için değil...........F O R M A için...
    Kupa için değil..............A R M A için...
    Hava için değil..............S E V D A için...
    90 dakika değil.............Ö M Ü R B O Y U..
    Yalanla değil................K A N I Y L A...
    Ayrı ayrı değil.............O M U Z O M U Z A...
    Şerefsizce değil............O N U R L A...
    Utanarak değil..............G U R U R L A...
    Eğilerek değil................D İ M D İ K...
    Sefada değil.................C E F A D A...
    Koltukta değil................B E T O N D A...
    Minderde değil..............Ç A M U R D A...
    Skorda değil.................V E F A D A...
    Bazen değil.................H E R M A Ç T A...
    Yuhlayan değil............. A L K I Ş L A Y A N...
    Oturan değil................Z I P L A Y A N...
    Köstekle değil...............D E S T E K L E ...
    Puroyla değil.................A T K I Y L A...
    Çekirdekle değil.............B A Y R A K L A...
    Muhabbetle değil.........T E Z A H Ü R A T L A...

    Kendine değil..............C İ M B O M ’ A...
    Söverek değil ............. T A P A R A K...
    İhanetle değil ............... S A D A K A T L E...
    Zaferde değil ........... H E Z İ M E T T E...
    Şampiyonken değil .......... H A S R E T K E N...
    Görüntüde değil ........... Ö L Ü M Ü N E...

    G A L A T A S A R A Y 'a
    bağlı yaşayanlara ...u l t r A s l a n ... denir ! 

    H@Y@TT@N

                                        AKTİF DEĞİL BUNAK

    Adamin biri evlenmeye karar vermis ama yasi 75,evleneceği Kiz da 22.
    Çocuklari, torunlari evlenmesin diye adami ikna etmeye calismislar;
    "Babacim bak yasin ilerledi. Kalbin dayanmaz." diye. Ama adami ikna ne mumkun. Kimseyi dinlememis. Kizla evlenmisler.

    Gerdek gecesi olmus, sabah olmus, derken saat ogleni bulmus, yeni evlilerden hala ses seda cikmiyormus. Aradan birkaç saat geçtikten sonra kapi acilmis ve kiz bitkin bir vaziyette disariya çikmis.

    Yasli adamin oglu hemen kosmus ve endise ile sormus :
    "Neler oldu? Babam iyi mi?"
    Kiz : "Evet cok iyi idi" demis. "Ben yoruldum da. biraz mola verdik..." diye ilave etmis.

    Çocuk : Allah Allah! 75 yasinda bir adam, nasil oluyor da bu kadar aktif olabiliyor?

    Kiz : "Yok canim " demis "Aktif degil, adam bunak. Yapiyor unutuyor, yapiyor unutuyor!''

                                               AZRAİL
     
    Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor.
    Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir hayal görüyor.
    Azraili görüyor ve soruyor:
    'Benim saatim geldimi?
    Azrail cevap veriyor:
    'Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve 8 günün var'.

    Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor.
    Yüzünü gerdiriyor, dudaklarını doldurtturuyor ve göğüslerini düzelttiriyor.
    Kısacası:
    'Yeniden doğmuş gibi' Daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor.
    Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.
    Tam karşıdan karşıya geçiyorken ambulans çarpıyor ve ölüyor.
    Azrail'e soruyor:

    '40 seneden daha fazla yaşayacağımı söylemiştin.
    Neden o zaman bana o ambulansın carpmasini engellemedin?'
    Azrail cevap veriyor:
    'Kız, allah canını almasın ben seni tanıyamadım...!' GülümsemeAçık ağızlıGöz kırpma

    melekkızmelekkızmelekkızmelekkızmelekkızmelekkızmelekkızmelekkızmelekkızmelekkız

    İNSAN NELERDEN ETKİLENİR
     
    Ali en ön sırada oturuyor.
    Öğretmen Ahmet Bey sorar:
    -"İnsan nelerden etkilenir?"
    Öğrencilerden biri;
    -"kahve", der.
    Öğretmen onaylar ve sorar:
    -"başka?"
    -"alkol"
    tamam der öğretmen, "baska?"
    Ali atılır:
    -"çıplak kadın !!!"
    Öğretmen afallar.
    -"bak Ali ", der, "sana ceza veriyorum, sınıf ortamında uygun olmayan sözler sarfettiğim için öğretmenim bunu 100 kere yazmamı benden istedi diye yaz ve bunu babana imzalat, yarın bana getir", der.
    Ertesi gün olur.
    Ali bu sefer sınıfın en son sırasında oturmaktadır.
    Ahmet öğretmen sınıfa girer ve Ali'nin yerini değiştirdiğini hemen farkeder.
    -"Ali neden en son sıraya geçtin, hem söyle bakayım cezanı yazıp babana imzalattın mı?" diye sorar.
    Ali:
    - "evet öğretmenim", der.
    Öğretmen:
    - "peki baban ne dedi?
    Ali:
    - "babam dedi ki, eğer bir erkek çıplak bir kadından etkilenmiyorsa kesin İbnedir ve ondan uzak durmak gerekir", dedi 

    emo-angelemo-angelemo-angelemo-angelemo-angelemo-angelemo-angelemo-angelemo-angelemo-angelemo-angelemo-angelemo-angel

     
                  NİŞANLILIK DÖNEMİNİN ANLAMI

    Oniki yaşındaki çocuk, ondört yaşındaki amca oğluna soruyor:
    - Abi ablam yakında nişanlanıyor biliyorsun...
    - Yaz sonu nikah varmış, bizim evde konuşuyorlardı.
    - Ben sana bir şey sormak istiyorum...
    - Söyle...
    - Bu nişan dedikleri ne? Evde sordum, 'Eh evlenecekler işte' diyorlar ama nişanlanınca ne oluyor, onu anlayabilmiş değilim.
    - Hımm... Zor soru, bak ben sana bir örnekle anlatayım...
    - Dinliyorum.
    - Diyelim ki Şubat'ta yarıyıl karnesini aldın, hepsini pekiyi getirdin. Sana bir bisiklet alıyorlar ve 'Haziran'da bütün dersleri pekiyi getir, sınıfı geç, bu bisiklet senin' diyorlar. İşte Şubat ile Haziran arasındaki o süre var ya, bisiklet senin ama binemiyorsun; o süreye 'nişanlılık dönemi' deniyor.
    - Haa şimdi anladım, bisikletin var, evde duruyor; sen ona bakıyorsun o sana bakıyor; ama binemiyorsun ta ki sınıfı geçene kadar. Peki dokunmaya izin var mı?
    - Vallahi onu ben de tam bilemiyorum; binmek kesin kes yasak da, galiba ziliyle miliyle oynayabiliyorsun!!!
     
    1097pe1ev3570007a6azac7wdyx1pxzz39wvdyvdlrf0ii3e8bf256budgiebird5256x1pxzz39wvdyvdlrf0ii3e8bf2570007a6azac7wdy1097pe1ev3
     
        Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı
        Uyku sersemi adam telefonu açtı.
        Telefondaki ses annesine aitti.
        Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti?
        Annesi 'nasılsın oğlum iyi misin' diye sordu.
        Oğlu şaşkın bir ifadeyle 'iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu, siz iyi misiniz?' dedi.
        Annesi 'biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi.
        Oğlu da 'anne bunun için mi aradın saat sabahın üç buçuğu

        yarın da konuşabilirdik' deyince annesi de 'rahatsız mı ettim oğlum?' dedi.
        Oğlu 'evet anne rahatsız ettin' deyince annesi
       '30 sene önce sen de beni bu saatte rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun...'

       Hayatta geri alınamayacak iki önemli şeyden biri zaman, diğeri de söylenen sözdür...

     
    9damaverde9damaverde9damaverde9damaverde9damaverde9damaverde9damaverde9damaverde9damaverde9damaverde
     
       EFLATUN'A SORMUŞLAR

       Eflatun'a iki soru sormuşlar.
       Birincisi;
       "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir?"
       Eflatun tek tek sıralamış:
       - Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne varki çocukluklarını özlerler...
       - Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, sonra sağlıklarını geri almak için para öderler...
       - Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar...
       - Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler...
       Sıra gelmiş ikinci soruya;
       "Peki sen ne öneriyorsun ?"
       Bilge yine sıralamış:
       - Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır...
       - Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil "en az şeye ihtiyaç duymaktır".

    645906hmoluktu9atritrisignature645906hmoluktu9a

    G€RÇ€K DOST£UK 

    Genç adamın biri, Dermiş babasına her gün; 'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'

    Baba, itiraz eder, Olmaz öyle çok dost, hakikisi belki bir, belki iki, Fazlasını bulamazsın gerçek,hakiki.

    Devam eder durur konuşma..... Aralarında başlar bir tartışma, Karar verirler bir sınava, Dostun hakikisini anlamaya...

    Bir akşam bir koyun keserler, Ve koyarlar çuvala.

    Baba der ki oğluna, 'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.

    Çuvaldan kanlar damlamakta, Sanki öldürmüşler de bir adamı, Koymuşlar çuvala, Dıştan böyle sanılmakta.

    Delikanlı sırtlar çuvalı, Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı.

    O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı, Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına, Almaz içeri arkadaşını, Böylece tek tek dolaşır delikanlı, Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını!!!!

    Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır. evlat geriye döner. Ama içten yıkılır...

    Babasına dönerek; haklıymışsın baba der. Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.

    Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim. Hadi, çuvalı alda bir kere de git ona.

    Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar. Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...

    Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.

    O dost, delikanlıyı alır hemen içeri. Geçerler arka bahçeye. Bir çukur kazarlar birlikte, Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, Üzerine de serpiştirirler toprak. Belli olmasın diye dikerler sarımsak...

    Genç adam gelir babasına; 'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca, Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha. Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga, Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.

    Sonra gel olanları anlat bana. Genç adam, aynen yapar babasının dediğini, Maksadı anlamaktır dostun hakikisini, babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

    Der ki tokadı yiyen DOST; 'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada!!!!!

    Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...

    Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı...

    Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...

    Dost dediğin; fanatik olmalı; Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.

    Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, Ve ağladığında, seninle ağlamalı...

    Ama hepsinden daha çok;

    Dost matematiksel olmali;

    Sevinci çarpmalı...

    Üzüntüyü bölmeli...

    Geçmişi çıkarmalı...

    Yarını toplamalı...

    Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...

    Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...

    İşi bitince seni bir tarafa atmamalı

                                                      MEVLANA

    ÖmÜr DeDiĞiN 3 GüNdÜr; dÜn GeLdİ GeÇtİ YaRıN MeÇhuLDüR, eLiNdE KaLaNsA SaDeCe BuGüNdÜr.

    645906hmoluktu9atritrisignature645906hmoluktu9a

    :) H@Y@TI T€RST€N Y@$@M@K (:

    simlisüssimlisüs
    Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir. Şüphesiz ki yaşamı
    tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.Nasıl mı ?
    Camide uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içerisinde,
    herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve
    tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz.
    Yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.Torunlar hepsi hazır.
    Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
    Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor,
    aylık veya 3 ayda bir maaşınızı alıyorsunuz.
    Ne güzel hazır maaş, hazır ev...
    Altmışlı yaşlara kadar her şey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
    Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
    Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün
    size Hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve
    altın kol saati veriyor patronunuz...
    ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan
    tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz.
    Herkes karşınızda el pençe divan...
    Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
    Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
    Diğer hormonal aktiviteler artıyor, herşey fevkalade...
    Aman ne güzel günler başlıyor...
    Derken Bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
    Bu arada Babanız ortaya çıkmış, 'fazla çalıştın' diyor' artık eve dön,
    işi bırak, okumaya başla, harçlığın benden olsun...'
    Keyfe bakar mısınız ?
    Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.
    Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor.
    Partiler, Diskotekler, Kızların sayısı artıyor.
    Derken Anne ve Babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor,
    araba kullanma derdi de yok artık...
    Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar,
    'evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna' diyorlar...
    Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar,
    hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
    Derken Anneniz bir gün size saat verme kararını alıyor
    ve baksa bir keyifli dönem başlıyor.
    Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
    Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
    Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok,
     bir kordondan besleniyor, sıcacık, yumuşacık,
    gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
    Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
    Ve günün birinde müthiş bir olayla
    hayatınız bitiyor....
    pic99
    simlisüssimlisüs

    DÜNY@ 100 K!$!£!K ß!R KÖY O£S@YDI

          dünya
          Dünya nüfusunu, mevcut halkların nispetlerini muhafaza ederek, 100 kişilik bir köy kadar küçültebilseydik
          bu köy şöyle olacaktı:
         57 Asyalı 57 asyalı,
         21 Avrupalı avrupalı,
         14 Amerikalı (Kuzey,Orta, Güney) amerikalı,
         Ve 8 Afrikalı afrikalı.
         Bunların 52'si kadın kadın,
         48'i erkek olacaktı erkek.
         30'u beyaz beyaz,
         70'i beyaz olmayan kırmızı sarı siyah,
     
         30'u Hıristiyan ,
     
         70'i Hıristiyan olmayan,
         89'u heteroseksüel hetero,
         11'i homoseksüel hmsx,
         6 kişi bütün servetin servet % 59'una sahip olacaktı ve bunların hepsi amerikalıservet ABD kökenli olacaktı.
         20 kişi iyi evlerde yaşayacaktı iyi ew,
         30 kişi okuma - yazma bilecekti okuma yazma .
         1'i ölmek üzere ölmek,
         1'i de doğmak üzere olacaktı doğmak.
         1 kişi bilgisayar sahibi bilgisayar,
         1 kişi de (evet, sadece 1 kişi) üniversite mezunu olacaktı ünv.
     
         Şimdi şunları göz önünde bulundurun:
     
         Bir harp tehlikesi ile harp,
         İşkence görmek ihtimali ile işk,
         Aç kalma korkusu ile karşı karşıya değilseniz aç,
     
         500 milyon insandan daha iyisiniz.
         Tutuklanmaktan tutuklanma,
         İşkence görmekten yahut öldürülmekten öldürülmek korkmadan ibadethaneye ibadet gidebiliyorsanız,
     
         3 milyar kişiden daha iyi bir şansa sahipsiniz.
         Buzdolabınızda yiyeceğiniz buz.yiy ,
         Üzerinizde elbiseniz elbise ,
         Ve başınızı sokup uyuyabileceğiniz bir eviniz ev2 varsa,
     
         Dünyadaki insanların % 75'inden daha zenginsiniz.
         Bankada ve cüzdanınızda para varsa ban cüz,
     
         Dünyanın en imtiyazlı % 8'i arasındasınız.
         Anneniz anne , babanız baba sağ ise,siz bu dünyada nâdir kişilerden birisiniz.
         Bunları okuyabiliyorsunuz, çünkü okuma okuma yazma yazma bilmeyen 2 milyar kişiden biri değilsiniz.
         Paraya ihtiyacın yokmuş gibi çalış çalış.
         Kimse seni üzememiş gibi sev sev.
         Kimse seni seyretmiyormuş gibi danset danset.
         Kimse seni dinlemiyormuş gibi şarkı söyle şarkı.
     
         Veya......
     
         Hayattan şikayet etmeye şikayet devam et...
     
     

    T€R@Z!

           
    01AwcAX0t9krUAAAACAAAAAAAAAAA_
    terazizodiac_6terazizodiac_6terazi
     
         Elementi                            :  Hava
              Özelligi                              :  Doğrucu
              Yönetici Gezegeni            :  Venüs
              Metali                                :  Bakır
              Uğurlu Günü                    :  Cuma
              Uğurlu Sayısı                    :  6
              Uğurlu Taşı                      :  Opal
              Uğurlu Renkleri               :  Açık pembe, mavi, turkuaz
              Uğurlu Çiçekleri              :  Unutma beni, pembe krizantem, pembe gül
              Uğurlu Kokuları               :  Gardenya, yasemin, orkide
              Uğurlu Müzik                  :  Romantik parçalar
              En Belirli Özelligi            :  Saygı
              En Büyük İdeali              :  Mükemmel dostluk
              En Büyük Hatası            :  Kendini beğenme
              En Büyük Arzusu           :  Değerinin bilinmesi
              En Büyük Yeteneği        :  Ticaret ve alışveriş
         libra
        TERAZİ ERKEĞİ
                Terazi Burcundan doğan erkeklerin çok üstün tarafları bulunan kimseler olduğunu tahmin edersiniz tabii. Bu burçdan doğan erkek zevkli,
          özelliklere düşkün, hislere değer veren, dürüst, dengeli, iyi niyetli, kibar, adil, hoş bir tiptir.
          VERİLEN SÖZLER
                Bu erkek dürüst ve adildir. Verdiği sözleri tutmaya da özellikle dikkat eder. Karşılık olarakda sizden aynı şeyleri bekliyecektir. Ona söz
          verdikden sonra caymanız, bunu unutacağını sanmanız veya önemsememeniz çok kötü netice verir.  Ayrıca sözlerinize de dikkat etmeniz
          gerekiyor. Bu erkek küfürden, bağırmakdan, sertlikden hiç hoşlanmaz. Böyle bir hareketiniz hemen kaçmasına yol açar. Bu yumuşak sesli, sakin
          tavırlı erkeğin his yönü çok kuvvetlidir. Onun daima tatlı sözlere ihtiyacı vardır. Sözleriniz güzel, manalı, etkili, ince olmalıdır. Terazi
          burcundan doğan erkek iyi bir eğitim almasa bile güzel konuşmasını bilir.
          EN BEĞENİLEN ERKEK
                En beğenilen erkeklerin Terazi burcunda doğduklarını belirtelim. Bu hisli, güzelliğe düşkün, aşka önem veren tip, kadın ruhundan çok iyi
          anlar. Bu burçta doğanlarda çapkınlık dikkati çeker.
          KAFA
                Bu erkek, güzelliklere hayran ve konuşmasını bilen bir kadına bağlanabilecek bir tiptir. Onun yanında daima huzurlu, neşeli, sakin, güler
          yüzlü olacaksınız. Eğer çabuk sinirlenen, öfkelenen, bağırarak tartışan bir kadınsanız bu erkekden uzak durmanızı tavsiye edeceğiz. Yani erkek,
          " Ben bu kadının yanında olduğum zamanlar huzur duyuyorum," diyebilmelidir.
          KUSURSUZ TİP
                Bu erkek kafasındaki kusursuz tipin peşindedir. Bu arada kadının zerafeti de yeterli olmayabilir. Bu erkek asla obur değildir. Fazla iştahlı
          bir tipde sayılmaz belki. Ama güzel seçme yemekleri sever. Yani ona sunacağınız yemeklerin görünüşü güzel olmalıdır. Ondan önce kusursuz sofra
          kurmasını bilmeniz lazımdır. Siz kendi imkanlarınıza göre en fevkalade sofrayı kuracak ve yemekleri hazırlayacaksınız. Sonra gidip giyineceksiniz.
                Bu erkek bakımsızlıkdan çok sıkılır. Erkek kendisine itina ettiği için sizden de aynı şeyi bekleyecektir. Bu erkekde tıpkı Aslan Tipi gibi
          kadının iyi makyaj yapmasını ve giyinmesini ister. Onun için kendisine boyasız bir yüz ve soluk suratlada gözükmeyin.
                Bu erkek paraya önem veren bir tip değildir. Onun için de zangin bir kadınla ilgilenmeye lüzum bile görmez. Bu erkek, çok kabiliyetli
          olduğu içinde sevdiği, kendisine zevk veren bir konudan bol bol para kazanabilir. Fakat onun boğa burcundan veya Yengeç burcundan olan bir
          erkek gibi maddeye bağlanacağını da ummamalısınız.
                Bu erkek, sizi sevdiği sürece mutludur. Ancak ihmalleriniz yüzünden onu üzebilir ve hayal kırıklığınada uğratabiliriz. O vakit gözü başka
          cazip kadınlara kayacaktır. Böyle bir erkeğin peşinde çok kadın olacağını da tahmin edersiniz tabii. O kısa süre içinde biriyle ilişki kuracak ve
          birden hayatınızdan çıkıverecektir. Siz ona kızamıyacak kendi hatalarınız yüzünden üzüleceksiniz. Bu erkek, ilişkileri ustalıkla kesmesini bilir.
          Bıraktığı kadınlar daima onu hatırlarlar ve işin garibi de bu erkeklerin aleyhinde konuşmazlar. Çünkü erkek gitmiş fakat eşsiz hatıralar
          bırakmıştır.
          TERAZİ KADINI
                Bu burçdan doğan kadınların eşsiz sayılabileceklerini söylemekle işe başlayalım. Venüsün etkilediği bu çok cazibeli, hoş, güzel kadın tam
          anlamıyla da bir "Dişi" dir. Özellikle aşk konusunda başka burçdan olan tipler bu kadınla kolay kolay ölçüşemezler.
                Terazi burcundan doğan kadın güzel olsun olmasın daima cazibelidir. O kendi çekiciliğinin farkındadır. Siz terazi burcunda doğan bir
          kadını seviyorsanız bazı noktalarda çok dikkatli davranmak zorundasınız. Çünkü bu kadının ilgisini çekseniz bile etrafınızda sizin gibi çok erkek
          olacaktır. Ona hayran olduğunuzu sık sık ve değişik şekillerde açıklamalısınız.
          LÜKS
                Bu kadın aynı burçdan doğan erkeğin aksine paraya önem verir. Para ona hayatta istediği pek çok şeyi sağlaması için lazımdır. Lükse çok
          düşkündür. Çünkü lüks olan şeyler sayesinde de cazibesini arttıracağını, daha güzel olacağını da bilir.
          DEĞİŞİK BİR TİP
                Zaman zaman terazi burcundan değişik bir tip çıkar. Bu kadın, maddi değil tam aksine cömerttir. Onda mantık, akıl ve zeka dan çok
          hisleri hakimdir. Yani bu kadın sever bağlanır ve herşeyinide kalbindeki erkeğe verir. Hisle hareket eden kadını etkilemek de kolaydır.
          MANTIK VE HİS
                Bu kadın dengelidr. O mantıkla his arasında denge kurmuş, kişinin de değerini bilen bir tiptir. Sevgi bu kadına hava veya su kadar
          gereklidir. Sevgi olmayınca hayatın anlamıda kalmaz. Rastgele aşık olduğu pek görülmemiştir. Kadın beğenilmeye önem verir. Hoşlanacağı, güzel
          ve zarif hediyelerle ona sürprizler yapmalısınız. En beklemediği anda hediye vermeniz çok hoşuna gidecektir. Kadın, itina ettiğinizin, üstüne
          düştüğünüzün farkında olmalıdır. Hem onu şımartmalısınız.  Böyle ihtimam görmek onu size bağlanmasını sağlayacaktır. Şımartılan kadının
          isteklerinin çoğalıcağını sanmayın. O aşık oldukdan sonra tamamiyle değişebilir ve sadece sevgi ve ilginizi isteyebilir.
          RAHAT HAYAT
                Bu kadın rahat bir hayat sürmek istemektedir. Kendisini göstermek, beğendirmek istediği zaman çok gayret sarfeder. Aynı şekilde kılığı,
          kıyafeti, evi ve çocuklarıyla da uğraşır. Ancak bir tarafdan da tembeldir. O sevmediği, kafa dengi olmayan bir erkekle evlenmeyi reddeder.
          Buna karşılık parasız bir erkeği sevme ihtimali de azdır.
          images
          YÜKSELEN BURÇ TERAZİ
                    Yükselen Terazi burcu, diplomatik, ve sosyal bir kişiliğin ortaya çıkmasında etkendir. Uyum, sevecenlik, nezaket ve estetik
             uyarlılık, Yükselen Terazi’nin en belirgin karakteristikleri arasındadır. Terazi, denge ve adaleti sembolize eder. Yükselen Terazi’nin
             en önemli pozitif özelliği, kuvvetli adalet duygusunun davranış biçimine hakimiyetidir. Çok boyutlu düşünebilme ve görebilme
             yeteneği, adil davranışlarının temelini oluşturur. Bu çok önemli yetenek, ünlü politikacılar arasında Yükselen Burç Terazi’nin yaygın
             olmasının nedenidir.
                    Ufukta yükselen Terazi, oldukça kuvvetli bir pazarlık kabiliyeti ve kurallar çerçevesinde kalan, saldırganlığa varmayan, tartışma
             yeteneği kazandırır. Politik davranış biçimi ve kuvvetli ikna yeteneği, Yükselen Terazi’nin en önemli avantajları arasındadır. Kolayca
             uyumlu davranışlar göstermesi ve işbirliği yapabilmesi, iş yaşamında olduğu kadar, sosyal hayatta da sevilen bir insan olmasında
             etkilidir.
                    Günlük yaşamında uyum ihtiyacı çok yoğun olan Yükselen Terazi, konforsuz ve huzursuz ortamlarda bulunmaktan hoşlanmaz.
             Yükselen Terazi, estetik görünüşü de önemseyen bir yapıda olduğu için, kendi fiziksel görüntüsü kadar, içinde bulunduğu ortamın da
             düzenine ve görünüşüne önem verir. Gelişkin denge yaratma yeteneğiyle, birlikte olduğu insanın yaşamına ve içinde bulunduğu
             ortama da düzen ve güzellik getirir. Yükselen Burcu Terazi olan kişiler, hemen herkesle uyumlu ve geçimli bir ilişki içinde olmak
             isterler. İnsanları memnun ve mutlu etmek, Venüs tarafından yönetilen Yükselen Terazi’nin mutluluk kaynaklarındandır. Ortayolu
             bulmak, aracılık etmek, Yükselen Terazi için önemlidir. Kendisinin olduğu gibi, diğer insanlarında ilişkilerinde gerginlikler olmasını
             istemez. 
                    Yükselen Terazi’nin en önemli negatif özellikliği, zaman zaman gerçek düşüncelerini ve duygularını nazik olmak, karşısındakini
             incitmemek ya da kaybetmemek adına saklamasıdır. Onaylanmak ihtiyacı ve yalnızlık korkusu yoğun olduğu için, insanların duymak
             istediklerini söylemek gerektiğini düşünür.
             ter
          TERAZİ GÜNEŞ – TERAZİ YÜKSELEN BURÇ
                 Güneş ve Yükselen Burç Terazi ise, doğum sabah saatlerinde, 6-8 arasında gerçekleşmiş demektir. Kişiliği belirleyen bu her iki temel
          ögenin de aynı olması, Terazi karakteristiklerinin kişilikte çok ciddi anlamda görülmesinde etkilidir. Zaman zaman ben-merkezcilik ve egoizm
          negatif özellikler olarak kendini gösterir.
                 Yükselen Burcu da Terazi olan Terazi, yaşam gücünü tamamıyla ilişkilerden alan, gerçek bir romantiktir. Terazi-Terazi yalnızlıktan
          oldukça korkar. Yaşamına bir insanın olması ve herşeyi kendisiyle paylaşması en temel amacıdır. Yükselen Terazi nin özellikle ilişkilerle ilgili
          kararlarda aceleci ve sabırsız davranması, sonradan üzülmesine ve yıpranmasına neden olabilir. Çok uyumlu ve işbirlikçi bir yapısı olduğu için,
          gelişkin mental yetenekleri ve kavrayışıyla her tür meslekte başarılı olması mümkündür. Ama özellikle Yükselen Terazi nin estetik duyarlılığını
          ve yaratıcılığını gösterebileceği alanlar tatmin olmasına yardımcı olur.
     terazizodiac_6terazizodiac_6terazi
           

    H@Y@TT@N

    y1pwxdABYiv03k8OfaS9Gdh2dZ8cKobYX_lsM5W55NdzCEn6qHTUgdyESusiKgFaeq81IGPAeC1o4XsHqAeefAA6A
    Ehliyetiniz var mi?

    Belki uzun, belki kısa bir yoldasınız..
    Her başarısızlık sizin için birer
    KAVŞAK
    Endişeleriniz bir VİRAJ
    Arkadaşlarınız bazen GAZ PEDALI olur bazen de FREN..
    Düşmanlarınız trafik ışıklarındaki KIRMIZI
    Aileniz ise yolunuzdaki UYARI TABELALARI
    İş hayatınız ise ENGEBELİ BİR ARAZİ..

    Ama

    Deponuz PRENSİPLERİNİZ ile doluysa..
    Motorunuz İRADENİZ kadar sağlamsa..
    İnandığınız her şey SİGORTANIZ olmuşsa..
    Ve yan koltukta YARATANIN varlığını her zaman hissediyorsanız..

    Dilediğiniz Yere Mutlaka Varacaksınız...
     
    htmlkod11er7
     
    Masum bir çocuğun iç ısıtan tebessümü;

    çocuk
    Nurdan bir dedenin içten duası;


    dede

    Hasretle beklenen vuslatı yakaladığımız an;

    vuslat

    Yıllarca eskimeyen sevda masalı;

    sevda masalı

    Bütün engellere rağmen hiç sönmeyen umut;

    umut

    Gönül bahçesinden koparılmış taptaze papatyalar;

    papatya

    Küçük bir lokmadaki huzur;

    huzur

    Lunaparkta doyasıya eğlenmek;

    lunapark

    Kendi hazırladığın küçücük bir pastacık ;

    pastacık

    Tek başına yürüdüğün yollar ;

    yollar

    Dostla içilen kahveler...( ki bahanedir kahve... maksat sohbet Açık ağızlı
    )

    kahve

    Hüznün tam ortasında samimi bir sarılış;

    sarılmak...

    Çocukluğun masum oyunları;

    oyun

    herşeye rağmen gözbebekleriyle gülen güzellikler;

    gülen gözler

    Anne baba sevgisi;

    sevgi

    Ve de dahası...
    Hepsi mutlu olabilmek için yeterli değil mi?
    Sayamayacağım kadar güzellik sizi sarmışken
    niye bu karamsarlık, bu umutsuzluk, bu huzursuz bakışlar...
    Sahip olmadıklarımıza yakınacağımıza,
    bence önce sahip olduklarımızı görmeli ve bunlar için şükretmeliyiz...
     
    hareketli oklar

    H@Y@T@ GÜ£ÜMS€

    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    DOĞRU ERKEK

     Kadının biri kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmiş,
     kadın lambayı kumların içinden çıkarmış,ovalamış.
     Lambadan cin çıkmiış ve;
     -'Sadece bir dilek hakkın var, iyi düşün öyle dile' demiş.
     Kadın hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak:
     -'Bütün dünyada zulmün, savaşın, açlığın bitmesini istiyorum.
     Bu haritadaki ülkeleri görüyor musun?
     Bu ülkelerin birbiriyle savaşmayı bırakmasını,
     her yere barışın gelmesini diliyorum' demiş.
     Cin haritaya bakmış ve dehşetle;
     - 'Tanrı aşkına Kadin! Bu ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar.
     Tamam işimde iyiyim ama o kadar da değil!
     Bunu yapabileceğimi sanmıyorum.
     Başka bir dilekte bulun' diye bağırmış.
     Kadın birkaç dakika düşünmüş ve ;
     - 'Hayatım boyunca dogru bir erkek bulamadım.
     Bilirsin; hem ince düşünceli, hem dürüst, hem karizmatik , hem eğlenceli biri, sevecen,

    ilgili ve ömür boyu sadık olacak erkek diliyorum' demiş.
     Cin derin derin bir iç çekmiş:
     -Uzat şu kahrolası haritayı..!!!

     


    hareketli oklarhareketli oklar

     

    PATATES TARLASI
    Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekimi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir işti.

    Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi.

    Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve müşkülatını izah etti

     

    Sevgili David,
    Patates bahçemi belleyemeyeceğimden, kendimi çok kötü hissediyorum.

    Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım.

    Burada olsan bütün derdim bitecekti.Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.
    Sevgiler, Baban.

     

    Yaşlı adam bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.

     

    Babacığım,
    Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm.
    Sevgiler, David.


    Ertesi gün sabaha karşı saat 04:00' de FBI ve yerel polis çıka geldi ve tüm sahayı kazdılar,

    lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler.

    Ayni gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.

     

    Babacığım,
    Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.
    Sevgiler, David.


    BİR GÜÇLÜKLE KARŞILAŞTIĞINIZDA,
    KENDİNİZE BİR KAÇIŞ YOLU DEĞİL,
    BİR ÇIKIŞ YOLU ARAYIN.

     

    ışıkseliışıkseliışıkseli

                     KEDİ SÜTÜ İÇ  Açık ağızlı

                  Çocuk biraz konuşma özürlüdür.

                  Öğretmen tahtaya " Kedi sütü iç " yazar ve çocuktan okumasını ister.

                  Çocuk okur :

                  -" Tedi tütü it. "

                  Öğretmen çocuğu azarlar ve

                  -" Bir daha oku " der.

                  Çocuk tekrar okur :

                  -"Tedi tütü it."

                  Öğretmen sinirlenip bağırır ve

                  -" Düzgün oku şunu " der.

                  Çocuk tekrar okur ama nafile...

                  Öğretmen bu kez çocuğu döver ve

                  -" Oku " der.

                  Artık çocuğun canına tak etmiştir ve çocuk öfkeyle haykırır :

                  -" Anatını tittimin tediti, ittene tu tütü...!!! "  GülümsemeAçık ağızlıGöz kırpma

     

    gitgrl

                                K@R@D€N!Z£! Z€K@SI

         Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı, birde bizim Temel
         barda sohbet ederlerken sıra memleketlerini övmeye gelmiş.

         İngiliz;

         - “Arkadaşlar …” demiş.
         - “Bizim biramız çok meşhurdur, içmeye kıyamazsınız.”
         Fransız hemen girmiş konuya;
         - “Bizim kızlarımız meşhurdur…” demiş,

         - “Öpmeye kıyamazsınız.”
         Alman içini çekip;

         - “Hey gidi memleketim…” demiş,
         - “Biz öyle arabalar üretiriz ki binmeğe doyamazsınız.”
         Hollandalı hemen atılmış;

         - “Evlerimiz…” demiş,
         - “Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur.”
         Rus;

         - “Bizim en meşhur şeyimiz KGB’dir…” demiş,
         - “Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır!”
         Sıra gelince İranlı

         - “Halılarımız…” demiş,
         - “Yumuşacıktır ve çok meşhurdur.”
         Sonra hepsi birden suskun oturan Temel’e dönmüşler…
         Temel, sakin sakin bakmış onlara ve gülerek başlamış söylemeye…
         - “Bizim delikanlılarımız meşhurdur.”
         - “Öyle ki;”
         - “Alır Fransızın kızını,”
         - “İçer ingilizin birasını,”
         - “Atar Almanın arabasına,”
         - “Götürür Hollandalının evine,”
         - “Yatırır İran halısının üzerine,”
         - “Değil kocasının,KGB’nin bile ruhu duymaz…”    GülümsemeAçık ağızlıDil çıkaran

     
    kayan yıldız..
    3 D€RS
              Günün birinde kuşun bitanesi soğuktan donmak üzeredir ve artık uçacak hali kalmamıştır.Hızla yere düşer.Tam soğuktan öleceğini düşünürken ineğin biri kuşun yanına gelir ve kuşun üzerine pisler.Kuş çok sinirlenir ve ineğe küfretmeye başlar.Bu sırada pisliğin etkisiyle yavaş yavaş ısınmayada başlamıştır.Kuş donmaktan kurtulup ölmeyeceğini anlar ve çok sevinir.Bu seferde pisliğin içinden çıkamayacağını anlar ve ötmeye başlar.Oralardan geçen bir kedi kuşun sesini duyar ve yanına gelip onu pisliğin içinden çıkarır.Kuş tam kediye teşekkür edecekken kedi kuşu bir lokmada yer.bu olaydan 3 sonuç çıkarmamız gerekir:
    1 - Her üstüne pisleyeni düşmanın sanma
    2 - Seni her pislikten çıkaranı dostun sanma
    3 - Pisliğin içinde mutluysan ses çıkarma... GülümsemeAçık ağızlıDil çıkaran
     
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    üçmumgalatasaray-7tpısln_asıkgs_1öpücüklücyunuslargs_1ısln_asıkgalatasaray-7tpüçmum
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
     
    22  @$KIN D!£!   22
     
    Sensiz hayat çok   boş . Her konuşma   güürültü  gibi geliyor bana
       BOŞ                               GÜRÜLTÜ
     
    Her muhabbet  geyik muhabbeti.  Gönlüme kar  yağıyor.
          GEYİK                                         KAR
     
    telefon  beni.  İçiyorum ,  sarhoşum  hep.    daralıyorum  artık.
    ARA                                   SARHOŞUM              DARALIYORUM         
     
    ineklik etme.  dön  bana.  Bir  kaza oldu.
       İNEKLİK                    DÖN                               KAZADIR               
     
    Hayat  çekilir  gibi değil.  50  yaşına kadar
    ÇEKİLİR                             50             
     
    bekleyemem mutluluğu.dön bana. Yoksa bu gece  Kazzadır.
                                    DÖN                                          ÖLÜRÜM    
     
    üçmumgalatasaray-7tpısln_asıkgs_1öpücüklücyunuslargs_1ısln_asıkgalatasaray-7tpüçmum
     kalpyedisüskalpyedi

    H@Y@TT@N

    yıldırımmeşaleyıldırımmeşaleyıldırımmeşaleyıldırımmeşaleyıldırımmeşaleyıldırım
    TÜRK ERKEĞİ ÇEKİCİDİR.
    İşe Başlarken Besmele Çeker,
    Delikanlıdır Tesbih Çeker,
    Sportmendir Barfiks Çeker,
    Tek Eliyle şınav Çeker,
    Kendi Dişini Kendi Çeker,
    Kaçan Golde Yuh Çeker,
    Ağzında Sigara Halay Çeker,
    Dikiz Aynasından Hareket Çeker,
    Muazzam Kopya Çeker,
    Kaynanadan Çok Çeker,
    Genelde Babaya Çeker,
    Evladına Nutuk Çeker,
    İskenderin Üstüne Künefe Çeker,
    Komedi Filminin Kralını Çeker,
    Çuhayı Yırtmadan Pike Çeker,
    Kafası Bozulunca Resti Çeker,
    Yükte Ağır Parada Hafif Çeker,
    Parayı Bulan Arabayı Çeker,
    Mahallede Pati Çeker,
    Gurbette Hasret Çeker,
    Sevdiğini Sorguya Çeker,
    Aldatılınca Tetiği Çeker,
    Memlekete Turist Çeker,
    Kaşı Gözü İlgi Çeker,
    Her Ortamda Dikkat Çeker,
    Balıketli Görünce İç Çeker,
    İtalyan Erkeklerine Beş Çeker,
    İngilizlere Yirmibeş Çeker...
    yıldırımmeşaleyıldırımmeşaleyıldırımmeşaleyıldırımmeşaleyıldırımmeşaleyıldırım
     
    kalpvk0ang206oc4kalp_uçkalpvk0kalp_uçang206oc4kalpvk0
    Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
    "O olmazsa yasayamam." demeyeceksin.
    Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü.
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
    Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu sevdiğinden.
    Çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
    Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
    Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin.
    ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Gökyüzünü sahipleneceksin,
    Güneşi, ayı, yıldızları...
    Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
    "O benim." diyeceksin.
    Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
    Mesela gökkuşağı senin olacak.
    İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
    Mesela turuncuya, yada pembeye.
    Yada cennete ait olacaksın.
    Çok sahiplenmeden,
    Çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
    Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
    ilişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
     
    yağmuradamhavaifişekyağmuradamhavaifişekyağmuradamhavaifişekyağmuradamhavaifişekyağmuradam
    ciddiye alırım ama kapılmam...
    sahip olurum ama ait olmam...
    huzur veririm ama söz vermem...
    adımlarımı atarken kim ne der diye düşünmem...
    basit kişilerle polemiğe girmem...
    dünyada kimse üzülsün istemem...
    bazı şeyleri asla affetmem...
    acıyı tanıdığım için kimseye acı çektirmem...
    cesaretsizliği gururla örtmem...
    yalan ve taklitlerle uğraşma yemem...
    dostlarıma laf ettirmem...
    tutkularım vardır vazgeçmem...
    kendime güvenirim bunu sorgulayanı sorgularım...
    benimle oyun olmaz...
    hayat zordur bilirim...
    ama bende kolay biri sayılmam...
    gidiyorsan eğer çok özlesem bile dönmem...
    bende başlar herşey bende biter...
    tabularımın yıkılmasına izin vermem...
    güvenmedikçe sewmem...
    hayatımı kimsenin bozmasına izin vermem...
    ağır geliyorsa bunlar firar serbest...
    BEN ÜSTELEMEM...!!!
    yildizIloveyouyildizIloveyouyildizIloveyouyildizIloveyouyildiz
    gidenin ardndan
    Gidene kal demek zavallılara
    Kalana git demek terbiyesizlere
    Dönmeyene dön demek acizlere
    Hak edene KAL demek ASİLLERE yakışır.
    Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme
    Yoksa değersiz olan hep sen olursun...
    Kim üzebilir seni senden başka
    Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen
    Kim mutlu edebilir seni, sen değilsen
    Kim yıpratır seni, sen izin vermezsen
    Kim sever seni, sen kendini sevmezsen
    Her şey sende biter...
    Yürekli ol, tükenme, tüketme.
    Tükettirme içindeki yaşama sevgisini...
    Unutma...
    Çaresiz değil, çare sensin...
    yektanem benim seni çok ama çok seviyorum...
    Anladım sonu yok yalnızlığın
    Hergün çoğalacak
    Her zaman böylemiydi bilmiyorum
    Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak
    Alışır her insan alışır zamanla
    Kırılıp incinmeye
    Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp
    Yeniden ayağa kalkmak
    Yalnızlığım yollarıma
    Pusu kurmuş beklemekte
    Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
    Bekliyorum bekliyorum
    Hadi gelin üstüme korkmuyorum
    Bulutlar yüklü
    Ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret
    Yokluğunla ben başbaşayız nihayet...
    ardndn
    pke-a-a7kalp_uçpke-a-a7kalp_uçpke-a-a7kalp_uçpke-a-a7
    "Seni Seviyorum" : Teoride mi? Pratikte mi?
    "Seni Seviyorum" : Havalardandır, Banada Oluyor Bazen.
    "Seni Seviyorum" : Neden? Bende Benim Bilmediğim Birşeyler mi Gördün?
    "Seni Seviyorum" :
    Çok Hoş... Peki Başka Ne Gibi Hünerlerin Var?
    "Seni Seviyorum" : Üzülme, Zamanla Geçer.
    "Seni Seviyorum" : Hadi ya Çok ilginç. ee Sonra...
    "Seni Seviyorum" : Yeni Parola Bu mu, Ben Ne Diycem Peki?
    "Seni Seviyorum" : Güzel... Peki Başka Çeşidin Veya Şuben Var mı?
    "Seni Seviyorum" : Allah Razı Olsun.
    "Seni Seviyorum" :
    Olur, Sarayım mı Burda mı Seveceksin?
    "Seni Seviyorum" :
    iyide Bunun Sosyal Güvencesi, Sigortası Falan Var mı?
    "Seni Seviyorum" : Net mi? Brüt mü?
    "Seni Seviyorum" :
    Ömrünü, Enerjini Daha Faydalı işler için Harcasana Canım.
    "Seni Seviyorum" : Elinden Başka Bir Halt Gelmez ki Zaten
     
    hareketli oklar

    H@Y@TT@N

    570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy

     DUDAKLA BARDAK ARASI ...

    Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim,

    yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş.

    İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç

    dinlenmeden
    çalıştırıyormuş.

    O zavallı kölelerden biri, birgün pek bitkin düştüğü için

    dayanamaz ve zalim krala:

    - Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim?

    Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı

    hiçbir zaman içemeyeceksiniz ki !.. deyivermiş.

    Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış.

    Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra,

    kral köleler de dâhil herkesin hemen toplanmasını emretmiş.

    Bir müddet sonra da o bağın

    üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak

    getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde

    bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış.

    Şarap bardağını eline alarak:

    - Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiçbir zaman içemeyeceğimi

    tekrar iddia edebilir misin? diye sormuş.

    Köle şöyle cevap vermiş:

    - Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem.

    Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur.

    O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem!

    Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından
    biri girmiş.

    Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp
    döktüğünü
    söylemiş.

    Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden

    hemen dışarı fırlamış.

    Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş.

    Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış.

    Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle,

    Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş.

    Kral bostanda, bardak masada kalmış...


    Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor:

    'Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den,

    Nasip değil ise ne gelir elden?'

    Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik sanmayın.

    Sıkıca asılın onlara tıpkı hayata asıldığınız gibi...

    Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır..

    Hayatı çok hızlı koşmayın,

    nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın.

    Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması
    gereken

    güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

    Dün tarih oldu...

    Yarın bir sır...

    Bugünün kıymetini bilin.

    570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy570007a6azac7wdy

    değişe çiçeky1pOBmjoDPpePS7w_nfohl7wCFWTnKVn-t_k-yKqgmwSg7rc92YT6wSPNiab_dV11wUYu1NpSXrmBUManzara_Resimy1pOBmjoDPpePS7w_nfohl7wCFWTnKVn-t_k-yKqgmwSg7rc92YT6wSPNiab_dV11wUYu1NpSXrmBU değişe çiçek

    Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı…
    Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş...
    Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş.Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş..
    Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş...
    Köy köy,kasaba kasaba,ülke ülke dolaşmış…
    Bu arada zaman da durmuyor tabiki …Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona:
    -Şu karşı ki dağları görüyormusun, orada yaşlı bir bilge yaşar!
    istersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir. ” demişler.
    Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam...
    Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye Hayatın anlamının ne olduğunu sormuş...Bilge,sana bunun cevabını söylerim ama...
    önce bir sınavdan geçmen gerekiyor demiş...Adam da kabul etmiş...
    Bilge,b
    ir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içinede silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş.
    Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel...
    Yalnız dikkat et, kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin...
    Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş.
    Bilge bakmış:  -”evet... kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı? diye sormuş.
    Adam
    şaşkın...  -”Ama... ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki...” demiş.
    Bilge: 
    -”Şimdi tekrar bahçeyi dolaşacaksın kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel” demiş.
    Adam tekrar bahçeye çıkmış ve gördüğü güzellikler büyülemiş onu,muhteşem bir bahçedeymiş çünkü...
    Geri geldiğinde bilge, adama bahçe nasıldı diye sormuş...Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış...
    Bilge gülümsemiş,  -”ama kaşıkta hiç yağ kalmamiş” demiş ve eklemiş: -”Hayat senin bakışın ile anlam kazanır
    ,
    Ya sadece bir noktayı görürsün hayatın akıp gider, sen farkına varmazsın...

    Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın ve akıp giden zamanın anlam kazanır...
    Hayatının anlamı
    senin bakışlarında gizlidir”

    agacdeğişe çiçekcennet_gibideğişe çiçekagac

    güllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüll 

    GÜ£ M@S@£I

    Bir zamanlar uzak diyarlarda küçük bir kasabada dürüst ve çalışkan bir genç yaşarmış. Tüm gün ustasından öğrendiği gibi demir döver kasabanın tüm ihtiyaçlarını giderirmiş. Sutean adındaki bu genç adam herkes tarafından sevilen sayılan biriymiş.Bir gün dükkanına eski bir tencereyi tamir ettirmek isteyen hizmetçisi ile birlikte Rosa adında çok çok güzel bir kız gelmiş.. Sutean görür görmez bu kıza aşık olmuş, ama kız ona fazla yüz vermemiş. Tencereyi bırakıp dükkandan çıkmış. Güzel kızın ayrılması ile birlikte sanki dükkandaki ateş sönmüş; demirci Sutean'in kalbini buz gibi bir şey kaplamış. Güzel kızın kalbini kazanabilmek için bir çare aramaya başlamış. Ocağının başına oturmuş düşünürken bir parça demir almış ve onu şekillendirmeye başlamış. Çalıştıkça çalışmış ve ortaya çıkan şey şimdiye kadar yaptığı hiçbir şeye benzememiş. Eşi benzeri görülmemiş bir çiçek yapmış demirden... incecik yaprakları birbiri etrafında kapanan dünyanın en güzel çiçeğini... Sabah tencereyi almaya sadece hizmetçi kız gelmiş. Demirci Sutean üzülse de güzel kızı göremediği için tüm umudunu çiçeğine yüklemiş ve aşkının elçisi olarak göndermiş hizmetçiyle...güzel kız çiçeği görünce büyülenmiş, kalbi yumuşamış ve Sutean'in aşkına karşılık vermiş... Sutean güzeller güzeli kız ile evlenmek için kızın babasından izin almak üzere yaşadıkları şatoya gitmiş.Güzel kızın babası bir büyücüymüş, ve kızının sıradan bir adama, bir demirciye aşık olmasına çok öfkelenmiş. Bu ilişkiye hemen bir son vermeye yemin etmiş. Hemen orada Sutean'i öldürecek bir lanet okumaya başlamış ki, kızı dizlerine kapanıp onu engellemiş.bunun üzerine büyücü kurnazlığa başvurmuş; Sutean eğer sabaha dek şatonun etrafını demir bir çit ile çevirirse kızı ile evlenmesine izin verecek eğer başaramazsa güneş doğarken Sutean taşa dönecekmiş. Eğer korkuyorsa bir daha dönmemek üzere şatoyu terk edebileceğini söylemiş demirciye.. Demirci korkup da sevdiğini terk edebilecek biri değilmiş. Hemen işe başlamış, durup dinlenmeden çubuklar, teller hazırlayıp onları diziyormuş. Sabaha karşı büyücü demircinin çiti yetiştireceğini anlamış, ve onu engellemek için aklına bir kurnazlık daha gelmiş... kızının kılığına bürünmüş ve şarkı söylemeye başlamış. Şarkı öyle derin öyle güzelmiş ki... demirci çekicini bırakıp dinlemeye başlamış...Büyücü güneş doğana dek söylemiş. Güneş ışıkları penceresine vurduğunda güzel kız uyanmış, hemen pencereye koşmuş; çitin yarısı duruyormuş... demirciyi uyarıp güneş ışığından kaçırmak istemiş, ama geç kalmış.. Gün ışığı üzerine değer değmez genç adam taşa dönüşmüş...büyücü neredeyse mutluluktan uçmak üzereymiş. Babasının oynadığı oyunu gören kız çok üzülmüş, ve elinde demircinin hediyesi olan demir çiçek ile taşa dönüşmüş olan sevgilisinin yanına koşmuş. Ağlamış, ağlamış, ağlamış... göz yaşları taşı eritememiş, ama demirden çiçeği canlandırmış. Gözyaşları ile beslenen çiçek büyümüş, serpilmiş, tüm şatonun etrafını çevrelemiş. Demircinin tamamlayamadığı çiti çiçeği tamamlamış. Bu güzel çiçeği görüp beğenenler alıp başka yerlere de ekmişler ve böylece tüm dünyaya yayılmış. Güzeller güzeli Rosa'nin (Gül) anısına her yerde onun adı ile anılır olmuş.

    güllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüllgüll

    PAPATYA TARLASI

    Bir papatya tarlası düşün...
    ilkbahar ayı...
    Ve sen, onun yanından geçen yolda yürüyorsun...
    Ve o papatya tarlasında bir papatya dikkatini çeker...
    Binlercesinden birisidir ama sen, onun yanına gidersin...
    Onda seni çeken bir şeyler vardır ...
    O papatyayı olduğu yerden koparırsın ...
    Sadece senin olsun istersin, sadece senin ...
    Öleceğini düşünmeden. Ve gidersin o tarladan ...
    içindeki şiddetin durduramadığı bir bencillik ama bir o kadar güzel ve hapsedici.
    işte bu TUTKU ...

    Yine o tarlanın kenarındaki yolda yürüyorsundur...
    Yine milyonlarcası arasında bir tanesi seni çeker...
    Yaklaşırsın, yanına gidersin o papatyanın...
    Gözlerin başkasını görmez olur o an...
    Onun için her şeyi yapmak istersin...
    Dokunmak istersin..
    Dokunamazsın, orda, onunla ölmek istersin...
    Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna...
    Dayanamazsın onun kokusuna...
    Unutturur her şeyi bir anda ve o kokunun geldiği yöne gidersin...
    O papatya orda kalmıştır, yüreğinin bir kenarında...
    Paylaşılmamıştır bir çok şey...
    Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona...
    işte bu AŞK ...

    Yine o yoldasın...
    Papatya tarlasının yanından geçen...
    Ve yine bir papatya ...
    Milyonlarcasının içinde seni çeker...
    Gidersin yanına...
    Orda kalakalırsın...
    O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsın...
    Tüm gücünle onunla olmak istersin...
    Oradan seni koparacak hiç bir güç olmadığına inanırsın...
    Ve orda onunla ölene kadar birlikte kalırsın...
    işte bu da SEVGİ ... 

    beşkalp122mn8beşkalp122mn8beşkalp122mn8beşkalp

    H@Y@T@ GÜ£ÜMS€

    43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr43729506240fa117061a9d2nq7sr
    H@Y@T!   @B!
                    Dünyada sadece bir çift kalan nadir bir ayı türünün erkeği ölmüş. Bu ender hayvanın üreme ihtimali sıfır,bu  yüzden soyu tükenecek. Ne yapalım diye düşünmüşler; kurullar toplanmış, çözüm yok. Kuruldaki bir Türk bilim adamı şöyle demiş: 'Bizim memlekette bir Hayati abi var, söylemesi ayıptır aynen bu ayıya benziyor, hatta daha kıllıdır, ondan rica edebiliriz, 100-200 dolarda ödül verirsek bu işi yapar ve ayıların soyunu kurtarır herhalde' demiş.
                  Bakmışlar başka çare yok, Hayati abiye gitmişler ve durumun önemini, yapacağı hizmetin büyüklüğünü anlatmışlar, birde 'Karşılığında 100 dolar söz konusu' demişler. Hayati abi düşünmüş ve 'Olur ama 3 şartım var.' demiş.Herkes sevinç ve merakla    'Ne?' diye sormuş... 
       1. Öpüşmem...
       2. Yavru erkek olursa  babamın adını koyarsınız.
       3. 100 dolar çok, en fazla 50 dolar veririm.    GülümsemeAçık ağızlıGöz kırpma
    div62su6la1alyansdiv62su6la1alyansdiv62su6la1
    H€D!Y€
    3 adam oturmuş eşlerine aldıkları hediyelerden bahsediyorlarmış.Birincisi demiş ki,
    -'Karıma öyle bir  hediye aldım ki, 6 saniyede 0'dan 100'e  çıkıyor.'Diğer ikisi anlamamışlar.
    -'Ne aldın?'diye sormuşlar.
    -'Beyaz bir Porsche aldım. Çok mutlu oldu.' diye cevap  vermiş.
    İkinci adam demiş ki,
    -'Ben de geçen doğum gününde  karıma 4 saniyede 0'dan 100'e çıkan bişey almıştım.'
    Hemen anlamışlar tabi ki:
    -'Heey, yoksa Ferrari mi aldın?'
    Adam gülümsemiş:
    -'Evet, kıpkırmızı bir Ferrari aldım. Gerçekten de ona çok yakıştı.' demiş.
    Bu sefer üçüncü adama sormuşlar:
    -'Peki sen ne aldın karına?'
    Adam demiş ki:
    -'Ben öyle bişey aldım ki;sadece 2  saniyede  0'dan 100'e çıkıyor.'
    -'Atıyorsun!' demişler,
    -'Öyle bir  araba olmaz ki!
    Adam cevap vermiş:
    -'Araba aldığımı kim  söyledi? İşte bunu aldım.' demiş.
    Ne aldığını görmek için tıklayın...
    http://img193.echo.cx/img193/7475/adsz8oj.jpg
     

    kayan yıldız..

     
    :)) ASRIN AŞK ŞİİRİ :))
       yaşanılanları Kontrol-S ile kaydedip
       Kontrol-Z ile geri yaşıyorum
       ben sevdamı download edip masaüstüne alıyorum
       en çokta ekranı kapladığın o anı özlüyorum
       İtalik yürüyüşlüm, Bold bakışlı sevdiğim...
       öyle bi halt yedim ki sakın affetme beni
     
       simge durumuna küçült, saatlerce beklet beni
       tüm sistemlerimi çökert, ziple sıkıştır ve parçala
       alt  F4 ile kapat, shift ile değiştir beni
       kedinin mousela oynadığı gibi oyna
       manzaralı mouse pedinde gezdir beni

       yeni bir pencere açalım ve unutalım  herşeyi
       geri dönüşüm kutusuna gönderelim maziyi
       kısa yol oluştur fazla bekletme bu seveni
       en çok flash animasyonlu halini özlüyorum
       pc görünüşlü mac duruşlu sevdiğim
       kalpten kalbe bağlantım bağlantısı yapılır
     
       kapanır kapılar ağa oturum açılır
       sevdamız monitöre saniyelerle yazılır
       disconnect olursam beni yine ararmısın?
       masaüstünde bulamazsan belgelerime bakarmısın?
       yokluğunda erişim paketi teselli olmasa da
       değişiklikleri kaydedip yeniden bağlanırmısın???
     
    florasankelebek2kelebekkayan yıldızkelebek2kelebekflorasan
    GENİŞ TABANLI EĞİTİM ŞART

    Birgün ormandaki hayvanlar bir araya gelip 'Eğitim şart' dediler ve
    okul açmaya karar verdiler.

    Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve bir yılanbalığı yönetim kurulunu oluşturdu.

    Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istedi. Kuş uçmanın dahil olmasını,
    balık yüzmenin dahil olmasını istedi ve sincap da ağaca tırmanmanın ve
     toprak kazmanın mutlaka zorunlu dersler arasinda olmasi gerektigini soyledi.
    Bütün bunları bir araya getirip bir müfredat yaptılar ve
     bütün hayvanların bu dersleri görmesini istediler.

    Tavşan koşu dersinden A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundu.
     Sürekli kafa üstü düşüyordu. Bir süre sonra beyni hasar gördü ve eskisi gibi koşamadı.
     Artık koşuda A almak yerine C alıyordu ve tabi ki ağaca tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordu.
    Kuş, uçmada çok başarılıydı ama sıra toprak kazmaya geldiği zaman o kadar başarılı değildi.
    Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordu.Birsüre sonra toprak kazma notu hala F olmasına ragmen,
     uçma notu C'ye düşmüştü. O da ağaca tırmanmada cok zorlanıyordu.
    Balık, yüzmede mükemmeldi ama ne ağaca tırmanabiliyor ne de koşabiliyordu.
     Ne zaman bunları yapmaya kalkışsa ölecek gibi oluyordu.
     Sonunda yüzgeçleri zarar gördü ve artık yüzmeyi bile yarım yamalak yapar oldu.

    Sonuçta sınıf birincisi olan hayvan her şeyi yarım yapabilen, geri zekalı yılanbalığı oldu.
     Ancak eğitimciler çok mutluydu, çünkü herkes bütün dersleri görüyordu ve
     buna 'geniş tabanlı eğitim sistemi' dediler.
     
    simlisüssimlisüs
                                      P@P@Ğ@N
                                     Adamın biri evine gelir ve posta kutusunda telefon faturasını görür.
                                     Bir bakar ki 3 milyar küsur lira fatura. Beyninden vurulmuşa döner.Hemen ayrıntılı fatura ister.
                                     Fatura gelir. Aranan bütün numaralar adamın arkadaşlarına ve dostlarına aittir.
                                     Adam:
                                     - 'Bu nasıl olur? Ödeyeceğiz mecburen' der.O sırada gözü papağanına takılır. Bir an tereddüt eder.
                                     Gece papağanı gözlemeye karar verir. Papağan kafesinden çıkar ve telefonun başına gidip rehberi açar,
                                     adamın arkadaşlarını tek tek arayıp saatlerce konuşmaya baslar. Adam sinirden çıldırmış bir şekilde
                                     papağanı yakalar ve kanatlarından duvara çiviler.Papağan çarmıha gerilmiş bir vaziyette duvarda asılı kalmıştır.
                                     Adam sinirle papağanı azarlar;
                                    - 'Bir hafta burada asılı kal da aklın başına gelsin. Çek bakalım cezanı.' Adam gider.
                                    Papağan bir bakar karşı duvarda çarmıha gerilmiş İsa durmakta. Hemen muhabbete koyulur;
                                    - 'Birader sen ne kadardır buradasın?'
                                    - '2000 yıldır buradayım' der İsa. Papağan hayretler içinde kalır;
                                    - 'Ohaaaa! Nereyi aradın lan öyle?'

    div62su6la1div62su6la1div62su6la1

             @H O S@RI$IN£@R YOKMU! 

             New York`tan Los Angeles`e giden uçakta cingöz bir avukat  ile sarışın aptal görünüşlü bir hanım yanyana oturuyorlar.Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de hoşça vakit geçirmek için bir oyun teklif ediyor. Kabul görünce oyunu anlatıyor:
    -"Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz, sonra siz soracaksınız bilemezsem ben size 50 dolar verecegim." Ve  ilk soruyu soruyor:
    -"Ay ile Dünya arasındaki uzaklık ne kadardır?"
    Kadın tek söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış. Soru sorma sırası sarışına gelmiş:
    -"Tepeye 3 ayakla tırmanıp 4 ayakla aşağı inen şey nedir?"
    Adam dakikalarca düşünmüş... Yanıtı bulamamış...  Cüzdanından 50 dolar çıkarıp kadına uzatmış.
    Kadın parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormus:
    -"Cevap ne?"
    Kadın tek kelime etmeden cantasını açmış ve 5 dolar çıkarıp adama uzatmış... GülümsemeAçık ağızlıDil çıkaran

    - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -  

           Soğuk ve karlı bir günde bir işadamıyla sarışın sekreteri yollarını kaybetmişler ve bir ormanda kaybolmuşlar. Bir süre sonrada
       arabaları bozulmuş ve arabayı terketmek zorunda kalmışlar. Zor ve uzun bir yürüyüşten sonra ormanın içinde bir kulübe bulmuşler ve
       kendilerini hemen bu kulübenin içine atmışlar. Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürüde battaniye olduğunu görürmüşler.
       Adam bir centilmen olarak sekretere onun yatakta yatabileceğini söylemiş ve kendide uyku tulumu alıp yere yatmış. Adam yattıktan
       birkaç dakika sonra sarışından bir ses gelmiş,
       -"Efendim, ben çok üşüyorum."
       Adam tulumun fermuarını açmış ve kalkıp sarışına bir battaniye vermiş ve sonra yine yatmış. Tam uyumak üzereyken sarışın yine,
       -"Efendim, ben hala çok üşüyorum!" demiş.
       Adam yine fermuarını açmış, kalkmış ve sarışına bir battaniye daha vermiş. Sonra aynı sakinlikle uyku tulumunun içine girip fermuarı
       çekmiş. Tam uykuya dalacağı sırada sarışın yine,
       -"Efendim, ama ben çooooook üşüyorum." demiş.
       Adam sarışına dönüp,
       -"Burası ıssız bir yer. Ne olduğunu kimse görmez. İstiyorsan bir geceliğine karı-koca gibi davranabiliriz." demiş.
       Sarışın cilvelenerek,
       -"Tabii efendim siz nasıl isterseniz." demiş.
       Bunun üzerine adam avazı çıktığı kadar bağırmış,
       -"Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al...!!!". GülümsemeAçık ağızlıDil çıkaran

    yıldssyıldss 

                                   ß@TM@N

                      Biri nişanlı,biri evli, biri de sevgilisi ile birlikte yaşayan 3 kadın konuşurken
                      erkeklerine fantezi yaşatmaya karar verirler, 3 üde aynı şeyi giyecek ve ne
                      olduğunu birbirlerine anlatacaktır.Kıyafet siyah deri büstiyer,jartiyer ve
                      siyah maske olarak seçilmiştir.
                      2 gün sonra buluştuklarında önce nişanlı olan kadın anlatır:

                      -"Deri büstiyeri giydim,jartiyeri taktım,maskeyi de takıp nişanlıma kapıyı
                      öyle açtım,beni görünce 'sen benim hayatımın kadınısın' dedi ve bütün
                      gece seviştik."

                      Sevgilisi olan da: -"Ben de giyindim, maskeyi de takıp, üstüme bir pardesü
                      geçirdim,onun ofisine gittim,içeri girip kapıyı kapatıp pardesüyü
                      açtığımda hiçbirşey demeden beni masaya yatırdı ve bütün gece seviştik."

                      Evli olana dönerler,o da anlatır: -"Ben de çocukları anneme yolladım,
                      ışıkları kıstım,jartiyer ve deri büstiyeri giyip maskeyi taktım.Kocama
                      kapıyiı öyle açtığımda bana 'Selam Batman, bu akşam yemekte ne var?' dedi."

    yıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeşyıldızbeş 

                                    Y@$@Y@R@K ÖĞR€NM€K

                 Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş. Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal da       Napolyonu müsait bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da :
    -'Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı.'
     diye savuştur­muş. Nihayet biraz sonra Napolyon'un muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşilaşamayacağı Napolyon'a sormuş:
    -'Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?'
    Napolyon birden öfkelenmis.
    -'Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?'
     diye bağırmış. Hemen askerlerine, Adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş. Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşisına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık 'ateş' emri verilecek... Adamcağız içinden:
    -'Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin'
    diye düşünürken,arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış.Karşisında Napolyon varmış. Tek cümleyle cevaplamış Napolyon:
    -'İşte böyle bir duygu!'
    "Yaşayarak ögrenmek, bedeli en yüksek ögrenme biçimidir..."

    948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q948532zr96alyx9q   

    9damaverde9damaverde9damaverde9damaverde9damaverde9damaverde9damaverde

    K@P£UMß@Ğ@£@R

          Kaplumbağaların bir gün suları bitmiş...tosbaGG Ne yapacaklarını aralarında konuşurken ikisi gönüllü olarak  yola koyulmuş.tosbaGG Aradan 20 yıl geçmiş ,tosbaGGsu getirecekleri göle ulaşmışlar ancak yanlarında kowa getirmediklerini hatırlamışlar.tosbaGG Biri diğerine ben kowa alıp getiririm ama ben gelene kadar su içmeyeceksin demiş.tosbaGG Diğeride su içmeyeceğine söz vermiş.tosbaGG Aradan 60 yıl  geçmiş giden geri gelmiyor...tosbaGGGölde kalan kaplumbağa;tosbaGGben su içeyimde bari neslim dewam etsin demiş.tosbaGGWe tam suyu içecekken çalıların arasından bir ses ;tosbaGGbak böyle yaparsan gitmem ama demiş...!!!  Açık ağızlıGülümsemeGöz kırpma      tosbaGGtosbaGGtosbaGG

    kayan yıldız..

           @$KIN 10 H@£İ

    Kırmızı kalp     0  dan başlarsın onunla hayata Kırmızı kalp  
    Soldan kucaklama     1  bakmışsın biri varmış hayatında Sağdan kucaklama
    Mahcup     2  de bir düşüverir aklına Mahcup 
    Şaşkın     3  günlük hayatında tek gerçeğidir aslında Şaşkın
    Açık ağızlı     4  dörtlük geçer zamanın onunla Açık ağızlı
    Gözlerini deviren     5  dakika duramazsın yerinde onun adı geçince Gözlerini deviren
    Alaycı     6  üstü bir insan aslında Alaycı
    Şapşal     7  cihanda yoktur eşi sana göre Şapşal
    Gülümseme     8  köşe olursun konuşurken onunla Gülümseme
    Dişlek     9  doğurursun göremeyip konuşamayınca Dişlek
    Kırmızı kalpKırmızı kalp 10  u seversin hemde kimseyi sevmediğin kadar... Kırmızı kalpKırmızı kalp
                          
    OğlanVE...
                  HERŞEY BİTTİĞİNDE... Kırık kalp
                       TEKRAR Kız
    Palmiyeli ada     0  dan başlarsın hayata... GüneşGüneşGüneş
     
    htmlkod11er7

    S@GOP@ K@JM€R & KO£€R@ &H@YK! & Y@S

    2222222222222222cooltext56606055mx22222222222222222
    dff0cd898389hareketl34ed1RAPKIZ B!R V@R B!R YOK RAPKIZhareketl34ed1dff0cd898389
    Gökyüzünden baktığımda insan karınca görünür
    yerden yükseldikçe cüssen giderek küçülür
    bugün esen rüzgarlar zerrelerimi aldı benden uçurdu
    dün koca bir ağacın yaprakları havada raksa tutuldu
    mevsimler ve yapraklar arası daim savaş - barış var
    ölüm yahut yaşam var, suçlular ve merhumlar
    kimse birinin ruhunu ele geçiremez ilahtan başka
    insan parayla satın alma yoluna gider insanı, ya başka?...
    Bilmem neden diyologlarınız bu derece laçka
    Hiç ölmeyecekmiş gibi günü gün etmeniz saçma
    saf, temiz, pırlanta şahsa iftiralar saçma
    içinde olanı bilmeden, bilinmedik bir kutuyu açma!...
    Evine dönmeye çalışan tırtıl gibiyiz bizler tehlikede
    tavsiye koleksiyoncusuyuz, güvenlerimiz engebede
    anılarımı düşünürken ben, yaralarımı hesapladım
    nefsimle yarış halindeyim, adımlarımı hızlandırdım
    önceden ferah, rahattım, üzüntüden zayıfladım
    birinin yaptığı yanlıştan ötürü ben ayıplandım
    iblisin ağzında sayıklandım, bir pirinç tanesiyim
    çakıllardan ayıklandım, çakallardan kaçtım.

    Birgün siyah renge sor hep karanlık içini yakar
    bembeyazdım kirlendim, taşlandım yuhlandım bittim
    birgün al sancımı çek gör..! Sinmiş içine kapanmış ağlar
    bir var bir yok bedenim, tercihimde hakkım yatar

    Metin ol, yağmur yağsa benim kafama düşer kor
    emeklerimiz ziyan ettin koş toz ol.
    üzme beni be ben en bahtı kara şanssızım
    geleceğime meraksızım, ben yalansızım
    ışıktan rahatsızım
    Adım olsa marazi, doğru benim terazi,
    bitene denir mazi. Kolo tek bacaklı gazi
    durma se de al bir şan, çok perişan gidişat
    şaklabanla doldu taştı camiam artık et berat
    Deneme rapim edilmez alt
    oldu denedin ettin halt 
    Kritikıl mürettebat
    1 dişi 2 irtibat, hergün değil senede bir
    içten güldüm bunu da bil, oldum bende yerle bir
    adım sözlerime kefil
    içerdikleri tekin değil, çuvalın ağzını iple boğ
    sen yaralı ben ölü hayli ağır bilanço
    bu hızla viraj alınmaz, kes gazını, çek elfo
    bir mörse atayım da ordan gel ve
    sen de rapime doy.
    Öğüdüm ağır omuzlarımda inler durur habire
    mecburen yaptım her işi yaptım şeytan şerrine
    bu ne yorgunluk dinlen kolo çek bir tabure
    Celaleddin der dışına o sızar ne varsa testide
    .

    Birgün siyah renge sor hep karanlık içini yakar
    bembeyazdım kirlendim, taşlandım yuhlandım bittim
    birgün al sancımı çek gör..! Sinmiş içine kapanmış ağlar
    bir var bir yok bedenim, tercihimde hakkım yatar 

    28bo4dff0cd898389RAPRAPKIZRAPdff0cd89838928bo4 

     

    kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekh  kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekkelebekh  kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekkelebekh  kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekkelebekh  kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekkelebekh  kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekkelebek
    dff0cd898389hareketl34ed1RAPKIZ @N£@ @RTIK RAPKIZhareketl34ed1dff0cd898389
     Onun dünyası kapkaranlık
    Kalbindeki acıysa yalnızlık
    Sorun şu ki hisset hava aydınlık
    İçindeki bi yabancı anla artık
    Bugün ışığı göremedi gözlerim
    Kör mü sence hislerim
    Ezberimde dizili kinlerim
    Şimdi söyle pes etmesi gereken ben değil miyim?
    Ama bi umut, Ama bi unut o günleri
    Aç yeni defteri, sil eski kederi
    Sev yeni birini,kaç buralardan
    Gece olacaksa güneşte doğacak
    Elindeki nefret kokan kin güllerini
    göm kinlerini göm güllerini göm nefretini
    Hisset bu gece sokma kafanı yerin dibine
    Al beyazından bi bayrak eline
    Say kem gözlere yeni bi besmele
    Hızını kesmeden seni test eden hayata, tek bi buseee…
    Onun dünyası kapkaranlık
    Kalbindeki acıysa yalnızlık
    Sorun şu ki hisset hava aydınlık
    İçindeki bi yabancı anla artık
    Dur ses etme beni bi dinle
    Dur pes etme geçmişe bi tekme vur
    Ve dur umutla bekle
    Aklını başına topla dostum
    Yanlış hareket etme
    Çıkartıp at kafandan bunu
    Devam et ve bitme
    Bende koştum onca yolu ve anladım
    ki boşmuş O durum harbiden de
    Bokta oturup ağladığımda oldu
    Lakin dünümü düşündükçe gözlerim de doldu
    Tüm bunları yaşarkan ben
    Bi sor
    Yanımda kim durdu?
    Haklısın zor
    Sana uzanan her bi kol sakat değil bunu unutma
    Ayakta  kal yıkık değil
    Bak nasıl bi anda değişir her şey
    Ben inandım oldu
    Kalp nasır tutmuştu şimdi gel gör aşık oldum
    Her günümde güneşe lanet ederken ben
    Anladım ki erken karar vermişim
    Yanlış hareket etmişim
    Şimdi ellerimde bir el var
    Ve karar verdik beraber direnmeye
    YASSSla and içmişim..
    Onun dünyası kapkaranlık
    Kalbindeki acıysa yalnızlık
    Sorun şu ki hisset hava aydınlık
    İçindeki bi yabancı anla artık
    Tek bi busee... tek bi buseee... tek bi buseee...
    28bo4dff0cd898389RAPRAPKIZRAPdff0cd89838928bo4
     
     baloncukbaloncukbaloncukbaloncukpke-a-a7baloncukbaloncukbaloncukbaloncukpke-a-a7baloncukbaloncukbaloncukbaloncukpke-a-a7baloncukbaloncukbaloncukbaloncukpke-a-a7baloncukbaloncukbaloncukbaloncukpke-a-a7baloncukbaloncukbaloncukbaloncuk
     
    dff0cd898389hareketl34ed1RAPKIZK!M S€VD! S€N! B€N!M K@D@RRAPKIZhareketl34ed1dff0cd898389
    Yalnızlığı hissettiren bir beat ve bir de ben varım
    Gözlerim dolu ve lakin karamsarım
    Dertlerimle baş başayım harbi yalnızım
    Yardım elini uzatın ne olur, yardım Allah'ım
    Erken kalktım bu sabah bu şehri terk etmek istedim
    Sonra oturdum saatlerce düşündüm, olmadı işte hiçbiri
    Hayal de bir yere kadar, gözlerim kapandı hasret oldu sevgiye ruhum
    Yeni güne umutla başlamak pek bir zormuş, kandırdım ben kendimi
    Olmamış olmadı ve de olmayacak kadar uzak bana umutlarım
    Harlanır aleviyle bir an söner tekrardan külleri kalır ardında
    Bana zindan olan hayatın kapıları aralanır.
    Dön yine başa savaşalım ama ben kendimi çok yordum
    Denedim ben ama kazanamadım, yoruldum artık gidiyorum
    Bunaldım artık gidiyorum, ne olduğunu anlayamadan yığılıp kaldım
    Son bir kez dönüp arkama baktım, oysa ki başaramadım.
    Kim sevdi seni benim kadar, istemem selamını
    Artık yalnızım aldım yolumu anladın mı
    Üzülmeye değmez bir kahpeymişsin bunu geç anladım
    Gözlerim dolu yeni bir ufka yelken açtım.
    Kovaladılar beni kaçamadım ummadık ellere düştüm yaraladılar
    Bir de bu da yetmez gibi karaladılar, ben inandıkça beni paraladılar
    Kes kanasın yine beş parasız biri ben, ben gibi birini de bulamadım ah
    Çok tanıdık gelir her bir surat bana, her biri en kral oyuncular. (bıktım)
    Kendime zarar verdim acı duymadım, iki karar verdim ama başarmadım
    Birisi ölmekti bocaladım olmadı, birisi yaşamaktı yaşayamadım
    Ben düşmanım ardına dizilen dostlara zora düştüğüm için mi ulaşamadım
    Pişmanım, herkesi insan sanıp da saçmaladım.
    Aşk mı dedin bana saçmaladın, seni seviyorum diyene inanma yol ver
    Beni en son bırakıp giden de beni herşeyden çok severdi boşver
    Dilim özgür bugün önüme gelen bütün herkesi kırabilirim bana hak ver
    Ne hissettiğimi bulamadım hala bir yanım çek git, bir yanım kal der
    Rüyadan uyanıp aynaya baktım o adam benimle alakasız biri
    Bu hayat inadına bana her gün yapılan çok bayat ve kötü bir espri
    Yırttım resmini artık eskidin,unuttum ismini sen bir kahpesin
    Bıktım büsbütün herşeyden senin yüzünden kahretsin.
    Kim sevdi seni benim kadar, istemem selamını
    Artık yalnızım aldım yolumu anladın mı
    Üzülmeye değmez bir kahpeymişsin bunu geç anladım
    Gözlerim dolu yeni bir ufka yelken açtım.
    Yine dert tasa keder herşey beni bulur hayatın anlamı bu mudur söyle
    Gözümü de kapayıp daldım hayallere huzuru aradım bulamadım nerede
    Özlemek ve de beklemek bu beden hep tek, yek yüreğim
    Kimlere anlatayım derdimi kimlere bahsedeyim söyle
    Dört duvar arası bana mesken, yalnızları oynar bu beden
    Kaçıp gidesim var uzaklara, bırakıp gidesim var bu diyarı
    Geride kalanlara selam olsun, selam olsun yoldaşlarıma
    Beni bile bu hale düşürdün ya, helal olsun sana can yoldaşım
    Yine bak bu sefer en derindeyim, en dipteyim ve de en geride
    Belki de kurtaracak beni son sözün, bir gülüşün ya da tebessümün
    Bunalıma soktu beni geçen her gün, bu beden vurgun ve de yorgun
    Yalnızım yine bak anladın mı sevgiye muhtaç sevgiye aç
    Kalabalık her yer ben yalnız, bir yanım yok ve de cansız
    Bir kişi tanıdım çok vefasız, ve de artık sözler anlamsız
    Kaybettin beni ben de kendimi sana benden son bir söz
    Kim sevdi seni benim kadar, kim sevdi seni benim kadar?
    Kim sevdi seni benim kadar, istemem selamını
    Artık yalnızım aldım yolumu anladın mı
    Üzülmeye değmez bir kahpeymişsin bunu geç anladım
    Gözlerim dolu yeni bir ufka yelken açtım.
    Bunu geç anladım sen bir kahpe bense darbe yedim
    Harbe girdim benliğimle sen gittin en baştan başladım bu kez
    Ama olmadı, düğümlendi boğaz son kez, kalem yazmadı
    Bende anın kalmasın, bu kalpte yarın öldü zaten
    Ben yarınla yaşayamam ki, fark etmez gelme zaten
    Terk etmez sevdiğim, bir resimde kalmaz öyle
    Ellerimde sadece yakmak için hatıra
    Gözlerimde yaşlarım akmak için hazır ya
    Bakmadan gider misin başlarım bu aşkına
    Ve kışlarında yağmurlarımın her bir damlasıydın
    Bakışlarınla yalnızlığımın umutlarıydın
    Şimdi unut istemiyorum, şimdi git ve gelme sakın
    Kimdi derim sorarlarsa, tanımam artık
    Sildim derim hatırlarsam, yalnız aklıma
    Tek kalıp hiç düşündün mü, çok soğuk ya
    28bo4dff0cd898389RAPRAPKIZRAPdff0cd89838928bo4
      
    kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekh  kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekkelebekh  kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekkelebekh  kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekkelebekh  kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekkelebekh  kelebekkelebekkelebekkelebekkelebekkelebek


     

    TÜRK!Y€M

    y1ppjuTSeHZUuPosb9yoRzdFDsZdHayOyEtnRitJ4iMzKZV8AxCuAQCpZqsO9sYknGtgWwAr9Dk_NU 
    TÜRK OLMAYI ONUR,
    MÜSLÜMAN OLMAYI GURUR SAYANLARDANIM,
    ÇOK YILDIZLI DEĞİL AY YILDIZLI BAYRAĞIN ALTINDA SAF TUTANLARDANIM...
     
    y1pIHU2NQubDrlLJv0gpF0Q_5mw1epaONhg_yLjM_fKf4X1g7RfOcbxuL4tw9YKy3u-jfZkWojGKbM
     
    ist marşı
     
    .....turkiyeeeeeeemz1.....
     
    DALGALI N MT

    h81 

    TÜRKİYE BEYDENİZTÜRKİYE BEY

    ne mutlu 

     

    B@S!T @M@ ÖN€M£! ß!R ß!£G!

    122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8
    kalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışı
    Diyelim ki, mesai saati bitti ve siz de akşam 18:30 civarında,
    alışılmadık derecede zorlu bir iş gününün ardından (tabi ki tek başınıza)
     arabanıza binip evin yolunu tuttunuz.
    Çok yorgunsunuz ve canınız da fena halde sıkkın. 
    MÜTHİŞ GERGİN VE SİNİRLİ BİR HALDESİNİZ…   
    Birdenbire göğsünüzde, kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan
    korkunç bir ağrı hissediyorsunuz.
    En yakın hastaneye sadece on dakikalık mesafedesiniz ama
    hastaneye ulaşmayı başarıp başaramayacağınızdan bile emin değilsiniz.
    NE YAPACAKSINIZ???
    İLK YARDIM KURSLARINA KATILACAK KADAR AKLI BAŞINDA BİRİYDİNİZ
    AMA KURSTAKİ EĞİTMEN,
    SİZİN BAŞINIZA BİR ŞEY GELDİĞİNDE NE YAPACAĞINIZI ÖĞRETMEDİ!!!  
    YALNIZ BAŞINIZAYKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRSENİZ NASIL HAYATTA KALIRSINIZ?
    PEK ÇOK İNSAN KALP KRİZİ GEÇİRDİĞİ SIRADA TEK BAŞINA OLUYOR;
    ETRAFTA YARDIM EDECEK KİMSE BULUNMUYOR.
    KALP ATIŞLARI DÜZENSİZLEŞEN VE KENDİSİNİ BAYILACAKMIŞ
     GİBİ HİSSEDEN BİRİNİN BİLİNCİNİ YİTİRMEDEN ÖNCE
    YALNIZCA 10 SANİYE KADAR ZAMANI VARDIR.  
    BU DURUMDA NE YAPMANIZ GEREKİR?
    CEVAP:
    PANİĞE KAPILMADAN ÜST ÜSTE KUVVETLİCE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN.
    ÖKSÜRMEDEN ÖNCE HER SEFERİNDE DERİN BİR NEFES ALIN;
    ÖKSÜRÜKLERİNİZ GÜÇLÜ OLSUN, DERİNDEN GELSİN VE UZUN SÜRSÜN,
    TIPKI GÖĞSÜNÜZDE BİRİKMİŞ BALGAMI ATMAYA ÇALIŞIR GİBİ ÖKSÜRÜN.
    HER İKİ SANİYEDE BİR DERİN NEFES ALIP ÖKSÜRÜN
    VE BUNU YA YARDIM GELENE DEK
    YA DA KALP ATIŞLARINIZ TEKRAR NORMALE DÖNENE DEK SÜREKLİ YAPIN. 
    DERİN NEFES ALMAK CİĞERLERİ OKSİJENLE DOLDURUR.
    ÖKSÜRMEK KALBE TAZYİK YAPAR VE KAN DOLAŞIMINI RAHATLATIR.
    KALBE UYGULANAN BU TAZYİK,
    KALBİN NORMAL RİTMİNE DÖNMESİNİ KOLAYLAŞTIRIR.
    BÜTÜN BUNLAR SİZE, BİLİNCİNİZİ KAYBETMEDEN ÖNCE
    HASTANEYE YETİŞECEK ZAMANI TANIR. 
    ASLA, “BENİM BAŞIMA GELMEZ!” DİYE DÜŞÜNMEYİN.
    kalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışıkalp atışı
    122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8122mn8

    FEN@ OLDUNMU H!Ç?

    y1pdeDKMXHSZzW8vpQ1Q2rYbgYy-dHwqO6Aegj4PgyKPuIoTzvzKNfBdLuBbwcNLfbcS6yuF6ee0lMy1pdeDKMXHSZzXMfhdsNFQSeYrks7oX9ke1SC4KK3_GWsjAct78GijRe-bd0Sr2K7rJazWVXY-h9HIy1pdeDKMXHSZzXTFEh7NbQYc_2jUWoAxZG2HRhMvZNHRb1cQe0jI0mw7NxN-IlFk0p4OpX0cdGkXwg
    FEDA OLDUN MU HİÇ?
    Hiç bir insanı unutmak, bir insandan vazgeçmek,
    Bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı.?
    Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi.
    Her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında.
    Hiç gelmeyeceğini bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek,
    Ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana.
    Ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi, sen hala bu kadar sevgili iken.?
    Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi? Bu kadar
    özleyip onu görememek, ona dokunamamak onu işitememek. Artık sonunun "di" li hali değil mi?
    Biliyorsun değil mi. Ne kadar umutsuz bir arayıştır o,
    Kalabalık caddelerde geçen binlerce yüze bakmak.
    Belki bir kez daha görebilmek için o yüzü.
    Belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek.
    Belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek.
    Belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur Değil mi?
    Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sen de biliyorsun değil mi bunları?
    Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç?
    Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına.
    Güzel bir kafe keşfettiğinde, Güzel bir film seyrettiğinde,
    Güzel bir şarkı dinlediğinde, güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi.
    Paylaşamadığın için onunla. Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?
    Baktığında aynada yüzünün yarısını gördüğün oldu mu hiç?
    Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan Nefret edemediğin Oldu mu hiç?
    Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne,
    Sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç?
    Hayatta inandığın bütün değerleri alt üst eden birisine aşk şiirleri Yazabildin mi?
    Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara FEDA OLDUN MU HİÇ.?
     
    Sana uzaktan bakıyorum. Sana bakmak inanılmaz mutlu ediyor beni.
    Sen gidince aklım da senin peşinden sürüklenip gidiyor, yüreğim de...
    Yanında biri mi var, ona bir şey mi söylüyorsun, onunla gülüyor musun...
    içim yanıyor. Ama senden sonra gördüğüm o insan birden senden biri oluyor.
    Senin baktığın her yer artık güzel, senin konuştuğun her insan, özel oluyor.
    Sen evine şu yollardan gidiyorsun. Ardından yürüyorum. Beni fark etmiyorsun.
    Önünden geçtiğin evlere, gölgesinde yürüdüğün ağaçlara,
    her gün bindiğin otobüse bakıyorum.
    Senin gözünle bakıyorum. Sen yokken de o yollardan defalarca geçiyorum.
    Senin kokun, senin havan, senin auran sinmiş havaya.. Sanki seni soluyorum.
    Akşamları ne yaparsın acaba? Sofraya oturduğun zaman yanında kimler var?
    Hangi yemeği severek yersin, neyi sevmezsin? Kitap okur musun? Hangi kitapları seversin?
    Ne tür filmlerden hoşlanırsın? Televizyon izler misin? Gece sokağa çıkar mısın?
    Arkadaşlarınla en çok neye gülersin? En çok kim kızdırır seni..Hangi futbol takımını tutarsın?
    Bilmeliyim. Senin hakkındaki bütün ayrıntıları öğrenmeliyim. Çünkü ben de o filmlere gideceğim,
    ben de o dizileri izleyeceğim, ben de o yemekleri seveceğim ya da nefret edeceğim. Bilmeliyim.
    Baştan kuruyorum dünyamı. Seninle yaşamaya başlıyorum. Onca kalabalığın içinde,
    karmaşık yaşamın ortasında eğer sen varsan
    daha seni görmeden bir kuş gibi çırpınmaya başlıyor yüreğim.
    Bir ışık çarpıyor yüzüme, bir sıcaklık yürüyor göğsümde. Anlıyorum ki sen varsın.
    Sen ordasın. Sen gelmişsin.
    Bakmadan, başımı çevirip seni görmeden varlığının farkındayım.
    Ey uzak uzak baktığım.. göz göze gelmeden, saçını okşamadan,
    değil bir rüyayı bir cümleyi paylaşmadan sevdiğim sevgilim.
    Bir aşk filiz verdi, fidan verdi, kök saldı içimde.
    Onu sana göstermek için ömrümü veririm.
    y1pdeDKMXHSZzW8vpQ1Q2rYbgYy-dHwqO6Aegj4PgyKPuIoTzvzKNfBdLuBbwcNLfbcS6yuF6ee0lMy1pdeDKMXHSZzXMfhdsNFQSeYrks7oX9ke1SC4KK3_GWsjAct78GijRe-bd0Sr2K7rJazWVXY-h9HIy1pdeDKMXHSZzXTFEh7NbQYc_2jUWoAxZG2HRhMvZNHRb1cQe0jI0mw7NxN-IlFk0p4OpX0cdGkXwg

    H@Y@T@ GÜLÜMSE

       hayata bakışhayata bakışhayata bakışhayata bakışhayata bakışhayata bakışhayata bakış
                                           Newly uploaded tinypic pictureimg138/8940/030du5.gif
        img138/8940/030du5.gifMehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar.
         Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet'in annesini 
         yemeğe davet ederler. Mehmet'in annesi akşam 
         yemeği süresince Handan'ı uzun uzun süzer ve 
                    aslında Handan'ın çok alımlı ve güzel bir kız

                 img138/8940/030du5.gif olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha 
                    ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını 
                    merak eder.
                    Aklını okumuşcasına Mehmet annesine der ki:   Newly uploaded tinypic picture Newly uploaded tinypic picture
    Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev
    arkadaşıyız, ötesi yok.
    img138/8940/030du5.gif
    Akşam yemeğinden sonra Mehmet'in annesi evine döner. img138/8940/030du5.gif
    Aradan bir iki gün sonra Handan der ki:
    Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum.
    Mehmet yanıtlar:
    img138/8940/030du5.gif
    Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım.

    Oturur ve yazar: Newly uploaded tinypic picture
    Anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da demiyorum.
    Fakat konu şu ki: img138/8940/030du5.gifSen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp.
    img138/8940/030du5.gif
    Sevgiler oğlun Mehmet.

    img138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gif
    Bir hafta sonra Mehmet'in annesinden mektup gelir:
    Sevgili oğlum: Newly uploaded tinypic picture
    Handan'la yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da demiyorum.
    img138/8940/030du5.gif
    Fakat konu şu ki: img138/8940/030du5.gif
    Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş
    çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.
    Sevgilerle annen...
    img138/8940/030du5.gif
      

     img138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gifimg138/8940/030du5.gif

     

    IloveyouIloveyouIloveyouIloveyouIloveyouIloveyouIloveyou

     

    çiççekçiççek

     

    Delikanlı sevgilisini akşam eve bırakır.Evin önünde masum bir
    fısıltıdan sonra ateşlenir.Bir elini duvara dayayarak
    -"Beni bir kere öper misin"...
    Kız:
    -"Deli misin evin önünde annemler görür"...
    Erkek:
    -"Ne olacak canım bu saatte kim görecek, ne olur seni çok seviyorum"...
    Kız:
    -"Ben de seni ama olmaz"...
    Erkek çok ateşli tabi devamlı ısrar eder. Bir ara aniden merdivenlerin
    ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.
    Küçük kız:
    -"Babam diyor ki öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmişim,o da
    olmazsa kendisi gelecekmiş ama o hayvan oğlu hayvana söyle elini
    Diyafon düğmesinden çeksin dedi"

    yıldızbeşaşıklargülkalpyıldızbeşkızöpücükyıldızbeşgülkalpaşıklaryıldızbeş

     

     

          Zamanın birinde birbirlerini çok ama çok seven bir kızla bir erkek varmış.

    Gel zaman git zaman günler yıllar akıp geçmiş ve çocuk askere gitmiş.

    Çocuk askere gittikten bir süre sonra kız başka birine aşıl olmuş ve

    bunu çocuğa mektupla anlatmak zorundaymış ve en sonunda mektubu yazıp yollamış.

        -"Sen askere gittikten sonra ben başka birine aşık oldum.Ne olur kusuruma

    bakma ve sende olan resmimi de bi zahmet bana gönder." 

        Bizim asker okumuş mektubu ve tabi doğal olarak çok sinirlenmiş.

    İntikam almanın bir çaresini düşünürken aklına güzel bir fikir gelmiş.

    Bölükteki tüm askerlerde ne kadar kız resmi varsa hepsini toplamış ve

    mektuba koymuş.Yanınada bir not iliştirmiş,

        -"Kusuruma bakma ama seçemedim.hangisiysen kendi resmini al da diğerlerini bana geri yolla."

     

    y1pXnBhz9Yq09hC-Trw6i7QeRlKTJnel38mW0-KueA-VQCfetU3vusOnePofRV2_yIcgdM7lQi-dCYfloatie00355gc3ssfloatie00355gc3y1pXnBhz9Yq09hC-Trw6i7QeRlKTJnel38mW0-KueA-VQCfetU3vusOnePofRV2_yIcgdM7lQi-dCY

     


    H@Y@T@ D@!R

    yanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalp
    GÜZELİME
    Elime son kez aldım kagıt kalemi,
    Bu sana son mektubum.
    Postacı son bir kez haber getirecek
    benden sana.
    Canım bilirim aldırmazsın hiçbirşeye,
    Ne sevgiye ne de hislere.
    Simdi elimde bir sigara var,
    Bugün çok içtim.
    Bilirim kızacaksın, "İçme demiştim" diyeceksin,
    Ama ben yine aynı cevabı vereceğim: Dertliyim.
    Son kez bu kalp derdinle dolu.
    Bu mektubumda
    Seni ne kadar sevdiğimi
    Özlediğimi yazmayacağım.
    Artık değistim ben.
    Senin umursamaz tavırlarından bıktım GÜZELİM.
    Takmıyorum artık ben de seni.
    Hani bende bir resmin varya,
    Arkadaşıma verdim GÜZELİM.
    Çok beğenmiş seni,
    "Al senin olsun" dedim
    Ama dikkat etmesini de söyledim,
    Olur ya çıkarsaniz "Sanada bana olan olmasın!" dedim.
    Yüzünün şeklini görmeni isterdim GÜZELİM.
    Bu mektup diğerine benzemiyor değil mi?
    Dün gece yıktın, öldürdün beni GÜZELİM.
    Dilindeki hece bir kurşun gibi saplandı yüreğime.
    Tüm gece kanadı durmadan,
    Gözlerim doldu ağlayamadım.
    Yataklara düştüm ne zamandır.
    Ama iyi oldu aslında
    Seni umursamıyorum artık,
    Sen ne demistin GÜZELİM.
    "Üzülme!"
    Üzülmüyorum zaten gülüyorum,
    Bu acıların getirdiği mutsuzluğu seviyorum.
    Lanet olsun sana GÜZELİM.
    Bu kadar değersizmiydi sevgim?
    Biliyorsun ben seni çok sevdim.
    Bu sana son mektubum GÜZELİM.
    Yak istersen,istersen başkalarına okut.
    Ya da evet
    İçip içip ağla,
    Ama şunu bil ki bu sana son mektubum.
    Bundan sonra HAİN yazar mezar taşında
    Bir ölüsün artık sen hatıralarımda...
     
    GÜZELDEN CEVAP
    Bugün hiç beklemediğim bir anda,
    Mektubunu aldım SERSERİM.
    Son mektubum demişsin, inanmam
    Sen dayanamazsın bensizliğe,
    Erirsin,bitersin günden güne.
    Bak ne diyorum SERSERİM.
    Gönlün olsun,birkaç gün daha çıkalım
    Sevinirsin belki.
    Hediye olur ya da bir elma şekeri.
    Sen bensiz yapamazsin SERSERİM.
    Seni öptüğüm o ilk anı hatırla,
    Nasıl da çocuklar gibiydin,
    Bayılacaksın diye korkmuştum SERSERİM.
    Ben senin gibi neler geçirdim elimden,
    Bilirim haberim yok sevmeden, sevilmeden.
    Sen beni gerçekten sevdin mi SERSERİM?
    Sana bu mektubu meyhaneden yaziyorum,
    Biraz önce birkaç çocuk dövdük SERSERİM,
    Onların şerefine içiyoruz.
    Bak SERSERİM!
    Ben sana ne demiştim hatırlamıyorum
    "Üzülme" yazmışsın
    Sahiden dedim mi?
    İçkiliyken herhalde, bilirsin.
    "Yıktın" yazmışsın
    Sahiden yıkıldın mı?
    Umursamazsın sanmıştım
    Takmazsın diye ummuştum,
    Ama madem beni umuttun,
    Bu sana son sözüm olsun
    Ben de seni sevdim haberin olsun SERSERİM.
     
    SERSERİNİN ARKADAŞINDAN GÜZELE
    Seni tanımıyorum güzel,
    Ama arkadaşım seni çok sevdi.
    "Son mektup" demişti doğru,
    Hem o seni çoktan unuttu.
    Seni çok beğendim be güzel,
    Belki seversin, belki de...
    "Serserim" demişsin bizimkine,
    Ben de seni zevkli bilirdim.
    Ben ondan daha Serseriyim.
    Bak Güzel!
    Ben seni ondan daha çok severim.
    Telefon numaramı yazıyorum,arkada,
    Onu aradığın gibi beni de ara.
    Ayrıca senin serseri garipleşti bu ara
    "Kalbim ağrıyor" diyor,
    Doktor bir teşhis koyamıyor.
    Aman canım o da bir başka,
    Ağlasa da gülüyorum der etrafa
    Sakın unutma beni ara.
     
    GÜZELDEN ARKADAŞA
    Bak oğlum ben seni sevmedim daha en başta,
    Ben SERSERİM'i sevdim herşeyden çok.
    O bana "GÜZELİM" derdi canından koparcasına,
    Sen ise "güzelim" diyorsun sokakta kalmışçasına.
    Senin gibi arkadaş olmaz olsun.
    Serseriliğe gelince,kimse yarışamaz benim SERSERİM'le.
    Şimdi bırak bunları "son mektup" derken yalan sanmıştım
    Daha beter içer oldum,
    Her gece sarhoşum.
    Bir daha ki mektupta SERSERİM'den bahset bana.
    Şimdi gerçekten mutlu mu?
    Yoksa başkasını mı seviyor?
    Hasta demiştin,kalbinden hasta
    Yoksa bu aşk hastalığımı?
    Benden baskası ile...
    Çabuk yaz arkadaş
    Herşeyi arkadaş, herşeyi anlat bana.
    Anladım ki yaşayamam ben onsuz bu dünyada.
     
    ARKADAŞTAN GÜZELE
    Afedersin güzel yanlış yapmışım ben,
    O seni gerçekten çok sevmiş.
    Son nefesinde bile adını söyledi,
    Yüreğim parçalandı,anlayamazsın.
    "GÜZELİM" deyişini duysaydın gözleri kapanırken.
    Aşkın öyle sarmış ki bedenini
    Kaybedince, yaşayamadı öldü işte.
    Son mektubunu ne yaptin?
    Okuyup okuyup ağlıyor musun?
    O şimdi mezarında huzurlu yatarken,
    Yılanlara bile seni anlatır şüphen olmasın.
    Zaten mezar taşında
    "SENİ SEVMİŞTİM GÜZELİM"
    Yazısını görünce anlarsın.
    Belki bir umut vardı yaşamasında,
    Ama senin de ciddi olmandı.
    "Birkaç gün çıkalım" demişsin ona.
    "Elma şekeri olur" demişsin.
    İste o vurdu senin Serserini,
    İndi zavallıcığın yüreğine.
    Şimdi mezarında derin bir uykuda,
    Sevgisi de sonsuzlaştı onunla.
    Aslında o hiç istemedi öldüğünü bilmeni
    Ama dayanamadım yazdım işte.
    Şimdi ne yaparsın,nasıl yaşarsın?
    İçer misin, Kahrolurmusun?
    Sen de onu sevmişsin öyle yazmışsın,
    Öyleyse bırak aşkınız yaşasın.
     
    xxxxxx
     
    GÜZELİN ODASINDAKi NOT :

    SANA GELiYORUM SERSERİM,
    SENİ SEVİYORUM SERSERİM.
     yanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalpyanarkalp
    Canım olsa vermezmiydim
    Sermezmiydim yollarına
    En sevdiğindir bilirim ezip geçmek
    Hadi kır kalbimi defalarca
    Hadi vur son şansın çarpıyorken kalbim tek başına
     
    bende kalan tek  $ey
     

    H@Y@TT@N

    y1pdeDKMXHSZzWZmpY3y7m2Beko1Il6Ww__1dMXopQfOuPfYwWSf-lFWHOr-SPrhY9zJfBaVUL3Yzc44ne @$K DUASI 44ney1pdeDKMXHSZzWZmpY3y7m2Beko1Il6Ww__1dMXopQfOuPfYwWSf-lFWHOr-SPrhY9zJfBaVUL3Yzc
    Rabbim
    Bir insan koy kalbime
    Ama o insan senin de
    sevdiğin olsun
    Ve bana öyle bir insan sevdir ki
    O insanin kalbi Seninle dolu bir mabed olsun.
    Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce
    Onunla buluşmuş olan sen olasın
    Onunla el ele tutuştuğumuzda
    İkimizin üzerinde Senin elin olsun
    Bana öyle gözler göster ki
    Ben o gözlerden sana bakayım
    Bana öyle bir sevgili ver ki
    O gözler cennete açılan iki pencere olsun
    Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki
    Kılavuzumuz sen olasın ey Rabbim
    Öyle bir sevgili ver ki bana
    Ona sarıldığımda kainat bize baksın
    Birbirine sarılsın
    Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın
    Bize bakıp şeytan Hz.Adem'e secde etsin
    Günah sevap uğruna kendini feda etsin
    Ölüler birer birer uyansın sevgimizle
    Bana öyle bir sevgili ver ki Rabbim!
    Sevgimizde Hz.Muhammed sevilsin
    Öyle sevelim ki birbirimizi
    Hz.Hatice göklerden bize seslensin
    Ve desin ki
    "Bak ya Muhammed bak şu sevgililere; onlar bizde, bizde onlardayız.
    Bak Aşkımız birkez daha yaşanıyor yer yüzünde...
    Allah (cc) Aşkımızı öyle çok seviyorki binlerce insana yaşatıyor..."
    64riflo114flo85flowers0164riflowers01flo85flo11464ri

    Yılmaz ERDOĞAN

    Ben Senin Beni Sevebilme İhtimalini Sevdim
    			
    Soğuk ve şehirler arası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Veysel Karani de haşlama yeme ihtimalini sevdim İlkokulun silgi kokan tebeşir lekeli yıllarında Ankara da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman Özlemeye başladım herkesi Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki Adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra Bizim Kemalettin Tuğcu larımız vardı Birde camların buhusuna yazı yazma imkanı Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda solculuk oynamaya başladık Ben doktor oluyordum, sen hemşire Geri kalanlar kontrgerilla Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara Ve Türk Dil Kurumuna inat bir Türkçeyle Abilerimizden öğrendik Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi Ankara ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri Oysa Ankara da hiç sevişmedim ben Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak Ankara ya usul usul kurşun yağıyordu Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri Oyse hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterinde Ama sen yoktun Ben seni beni sevebilme ihtimalini seviyordum Sunni teneffüs saatlerinde Okul servisi sen hep zamansız,amansızca Bir lojman griliğine götürüyordu Ben senin benimle Tunalı Hilmi Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum Yaz sıcağı toprağı çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordun Kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordun bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordun Yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordun bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordun Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden Ömrümün en uzun Ömrümün en kısa Ömrümün en çocuk Ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum Çünkü sonunda annem oluyordun Babam kokuyordum sonunda Soğuk ve şehirler arası otobüslerde vaz geçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Vandaki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle Ağrı dağının mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğu Beyazıt ın herhangi bir toprak damında Ben senin herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim BEN SENİN BENİ SEVEBİLME İHTİMALİNİ SEVDİM
    yılmaz erdoğan